
vemâ ḫalaḳtü-lcinne vel'inse illâ liya`büdûn.
Arapça:
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
Türkçe:
Ben, cinleri ve insanları bana ibadet etmeleri/benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.
Diyanet Vakfı:
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
İngilizce:
I have only created Jinns and men, that they may serve Me.
Fransızca:
Je n'ai créé les djinns et les hommes que pour qu'ils M'adorent.
Almanca:
Und ICH erschuf die Dschinn und die Menschen nur, um Mir zu dienen.
Rusça:
Я сотворил джиннов и людей только для того, чтобы они поклонялись Мне.
Açıklama:

mâ ürîdü minhüm mir rizḳiv vemâ ürîdü ey yuṭ`imûn.
Arapça:
مَا أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَا أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ
Türkçe:
Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni yedirip doyurmalarını da istemiyorum.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Ben onlardan herhangi bir rızık istemiyorum. Beni yedirmelerini de istemiyorum.
Diyanet Vakfı:
Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.
İngilizce:
No Sustenance do I require of them, nor do I require that they should feed Me.
Fransızca:
Je ne cherche pas d'eux une subsistance; et Je ne veux pas qu'ils me nourrissent.
Almanca:
ICH will von ihnen keinerlei Rizq, und ICH will nicht, daß sie Mich speisen.
Rusça:
Я не хочу от них никакого удела и не хочу, чтобы они кормили Меня.
Açıklama:

inne-llâhe hüve-rrazzâḳu ẕü-lḳuvveti-lmetîn.
Arapça:
إِنَّ اللَّهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ
Türkçe:
Hiç kuşkusuz, Allah Rezzâk'tır, bol bol rızık verir. Kuvvet sahibidir, Metîn'dir, güçlü ve dayanıklıdır.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Şüphesiz ki, rızık veren O sağlam kuvvet sahibi olan Allah'tır.
Diyanet Vakfı:
Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.
İngilizce:
For Allah is He Who gives (all) Sustenance,- Lord of Power,- Steadfast (for ever).
Fransızca:
En vérité, c'est Allah qui est le Grand Pourvoyeur, Le Détenteur de la force, l'Inébranlable.
Almanca:
Gewiß, ALLAH ist Der wahre reichlich Rizq-Gewährende, Der mit der Allkraft, Der absolut Solide.
Rusça:
Воистину, Аллах является Наделяющим уделом, Обладающим могуществом, Крепким.
Açıklama:

feinne lilleẕîne żalemû ẕenûbem miŝle ẕenûbi aṣḥâbihim felâ yesta`cilûn.
Arapça:
فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا ذَنُوبًا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَابِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ
Türkçe:
Şu bir gerçek ki, zulmedenlerin, tıpkı arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. O halde acele etmesinler.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Şüphsiz ki, zulmedenlerin geçmiş arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir azab payı vardır. Ama şimdi onu acele istemesinler.
Diyanet Vakfı:
Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!
İngilizce:
For the Wrong-doers, their portion is like unto the portion of their fellows (of earlier generations): then let them not ask Me to hasten (that portion)!
Fransızca:
Ceux qui ont été injustes auront une part [de tourments]: pareille à celle de leurs compagnons
Almanca:
Denn gewiß, für diejenigen, die Unrecht begingen, ist ein Anteil, wie der Anteil ihrer Weggenossen, so sollen sie nicht zur Eile auffordern!
Rusça:
Воистину, тем, которые поступали несправедливо, уготована доля наказания, подобная доле их товарищей. Пусть же они не торопят Меня.
Açıklama:

feveylül lilleẕîne keferû miy yevmihimü-lleẕî yû`adûn.
Arapça:
فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا مِن يَوْمِهِمُ الَّذِي يُوعَدُونَ
Türkçe:
O vaat edildikleri günlerinden dolayı vay kâfirlerin haline!
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Kendilerine vaad edilen günlerinde uğrayacakaları azabdan dolayı vay inkâr edenlerin haline!.
Diyanet Vakfı:
Başlarına gelecek (acı) günlerinden dolayı vay o kafirlerin haline!
İngilizce:
Woe, then, to the Unbelievers, on account of that Day of theirs which they have been promised!
Fransızca:
Malheur donc à ceux qui ont mécru à cause du jour dont ils sont menacés !
Almanca:
Also Niedergang sei denjenigen, die Kufr betrieben haben, an ihrem Tag, der ihnen angedroht wird.
Rusça:
Горе неверующим от того дня их, который им обещан!
Açıklama:

veṭṭûr.
Arapça:
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ وَالطُّورِ
Türkçe:
Yemin olsun Tûra,
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Andolsun Tûr'a,
Diyanet Vakfı:
Tur'a, andolsun ki,
İngilizce:
By the Mount (of Revelation);
Fransızca:
Par At-Tur !
Almanca:
Bei At-tur!
Rusça:
Клянусь горой!
Açıklama:

vekitâbim mesṭûr.
Arapça:
وَكِتَابٍ مَّسْطُورٍ
Türkçe:
Satır satır yazılmış Kitap'a,
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Yayılmış ince deri üzerine, satır satır yazılmış kitaba,
Diyanet Vakfı:
Satır satır yazılmış Kitab'a,
İngilizce:
By a Decree inscribed
Fransızca:
Et par un Livre écrit
Almanca:
Bei der in Zeilen geschriebenen Schrift,
Rusça:
Клянусь Писанием, начертанным
Açıklama:

fî raḳḳim menşûr.
Arapça:
فِي رَقٍّ مَّنشُورٍ
Türkçe:
Ki açılıp yayılmış ince deri üzerine yazılmıştır.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Yayılmış ince deri üzerine, satır satır yazılmış kitaba,
Diyanet Vakfı:
Yayılmış ince deri üzerine,
İngilizce:
In a Scroll unfolded;
Fransızca:
Sur un parchemin déployé !
Almanca:
auf einem entfalteten Pergament.
Rusça:
на развернутой нежной коже!
Açıklama:

velbeyti-lma`mûr.
Arapça:
وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِ
Türkçe:
Yemin olsun düzenli bir biçimde bakılan o eve,
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Ma'mur eve,
Diyanet Vakfı:
Beyt-i Ma'mur'a,
İngilizce:
By the much-frequented Fane;
Fransızca:
et par la Maison peuplée !
Almanca:
Bei Al-bait-ilma'mur !
Rusça:
Клянусь домом наполненным (храмом на седьмом небе)!
Açıklama:

vessaḳfi-lmerfû`.
Arapça:
وَالسَّقْفِ الْمَرْفُوعِ
Türkçe:
Yemin olsun yükseltilmiş tavana,
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Yükseltilmiş tavana,
Diyanet Vakfı:
Yükseltilmiş tavana(göğe),
İngilizce:
By the Canopy Raised High;
Fransızca:
Et par la Voûte élevée !
Almanca:
Bei dem hochgehobenen Dach !
Rusça:
Клянусь кровлей возведенной!
Açıklama:
Sayfalar
