Arapça:
İngilizce:
Fransızca:
Almanca:
Rusça:
Açıklama:

erraḥmân.
Arapça:
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ الرَّحْمَٰنُ
Türkçe:
O Rahman,
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Rahmân (çok merhametli olan Allah)
Diyanet Vakfı:
Çok merhametli(Allah)
İngilizce:
(Allah) Most Gracious!
Fransızca:
Le Tout Miséricordieux.
Almanca:
Der Allgnade Erweisende
Rusça:
Милостивый
Açıklama:

`alleme-lḳur'ân.
Arapça:
عَلَّمَ الْقُرْآنَ
Türkçe:
O öğretti Kur'an'ı,
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Kurân'ı öğretti.
Diyanet Vakfı:
Kur'an'ı öğretti.
İngilizce:
It is He Who has taught the Qur'an.
Fransızca:
Il a enseigné le Coran.
Almanca:
lehrte den Quran,
Rusça:
научил Корану,
Açıklama:

ḫaleḳa-l'insân.
Arapça:
خَلَقَ الْإِنسَانَ
Türkçe:
O yarattı insanı,
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
İnsanı yarattı.
Diyanet Vakfı:
İnsanı yarattı.
İngilizce:
He has created man:
Fransızca:
Il a créé l'homme.
Almanca:
erschuf den Menschen,
Rusça:
создал человека
Açıklama:

`allemehü-lbeyân.
Arapça:
عَلَّمَهُ الْبَيَانَ
Türkçe:
O belletti ona beyanı.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Ona beyanı öğretti.
Diyanet Vakfı:
Ona açıklamayı öğretti.
İngilizce:
He has taught him speech (and intelligence).
Fransızca:
Il lui a appris à s'exprimer clairement.
Almanca:
lehrte ihn das Artikulieren.
Rusça:
и научил его изъясняться.
Açıklama:

eşşemsü velḳameru biḥusbân.
Arapça:
الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ
Türkçe:
Güneş ve Ay. Hesaba bağlıdır herbirinin her şeyi.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Güneş de ay da bir hesab iledir.
Diyanet Vakfı:
Güneş ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte) dir.
İngilizce:
The sun and the moon follow courses (exactly) computed;
Fransızca:
Le soleil et la lune [évoluent] selon un calcul [minutieux]
Almanca:
Die Sonne und der Mond sind nach einer Berechnung.
Rusça:
Солнце и луна движутся согласно рассчитанному порядку.
Açıklama:

vennecmü veşşeceru yescüdân.
Arapça:
وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
Türkçe:
Çimen/yıldız ve ağaç secde ediyorlar.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Bitkiler ve ağaçlar secde etmektedirler.
Diyanet Vakfı:
Bitkiler ve ağaçlar secde ederler.
İngilizce:
And the herbs and the trees - both (alike) prostrate in adoration.
Fransızca:
et l'herbe et les arbres se prosternent .
Almanca:
Und das Bodengewächs und die Bäume vollziehen Sudschud.
Rusça:
Травы (или звезды) и деревья совершают поклоны.
Açıklama:

vessemâe rafe`ahâ veveḍa`a-lmîzân.
Arapça:
وَالسَّمَاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَانَ
Türkçe:
Ve gök. Yükseltti onu. Ve koydu şaşmaz ölçüyü, mizanı.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Göğü yükseltti ve mizanı koydu.
Diyanet Vakfı:
Göğü Allah yükseltti ve mizanı (dengeyi) O koydu.
İngilizce:
And the Firmament has He raised high, and He has set up the Balance (of Justice),
Fransızca:
Et quant au ciel, Il l'a élevé bien haut. Et Il a établit la balance,
Almanca:
Und den Himmel erhob ER und setzte Al-mizan ein:
Rusça:
Он возвысил небо и установил весы,
Açıklama:

ellâ taṭgav fi-lmîzân.
Arapça:
أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ
Türkçe:
Azgınlık etmeyin ölçü ve tartıda, saptırmayın mizanı.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Sakın tartıda taşkınlık etmeyin.
Diyanet Vakfı:
Sakın dengeyi bozmayın.
İngilizce:
In order that ye may not transgress (due) balance.
Fransızca:
afin que vous ne transgressiez pas dans la pesée :
Almanca:
"Begeht keine Übertretungen hinsichtlich von Al-mizan
Rusça:
чтобы вы не преступали границы дозволенного на весах.
Açıklama:

veeḳîmü-lvezne bilḳisṭi velâ tuḫsirü-lmîzân.
Arapça:
وَأَقِيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْمِيزَانَ
Türkçe:
Ölçüyü titizlikle, adaletle koruyun ve hüsrana araç yapmayın mizanı.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın.
Diyanet Vakfı:
Ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmayın.
İngilizce:
So establish weight with justice and fall not short in the balance.
Fransızca:
Donnez [toujours] le poids exact et ne faussez pas la pesée.
Almanca:
Und haltet das (mit Al-mizan) Festgestellte nach Gerechtigkeit ein und mindert Al-mizan nicht!"
Rusça:
Взвешивайте беспристрастно и не занижайте вес.
Açıklama:
Sayfalar
