Adh-Dhariyat—الذاريات

 
00:00

vemin külli şey'in ḫalaḳnâ zevceyni le`alleküm teẕekkerûn.

Arapça:

وَمِن كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Türkçe:

Herşeyden iki çift yarattık ki düşünüp anlayabilesiniz.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Biz herşeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz.

Diyanet Vakfı:

Her şeyden de çift çift yarattık ki, düşünüp öğüt alasınız.

İngilizce:

And of every thing We have created pairs: That ye may receive instruction.

Fransızca:

Et de toute chose Nous avons créé [deux éléments]: de couple. Peut-être vous rappellerez-vous ?

Almanca:

Und von allen Dingen erschufen WIR Zweiheiten, damit ihr euch besinnt.

Rusça:

Мы сотворили все сущее парами, - быть может, вы помяните назидание.

Açıklama:
 
00:00

fefirrû ile-llâh. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.

Arapça:

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ ۖ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

Türkçe:

O halde Allah'a kaçın/sığının! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Ey Muhammed! de ki: "Öyleyse Allah'a koşun, gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.

Diyanet Vakfı:

O halde Allah'a koşun. Çünkü ben, size O'nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.

İngilizce:

Hasten ye then (at once) to Allah: I am from Him a Warner to you, clear and open!

Fransızca:

"Fuyez donc vers Allah. Moi, je suis pour vous de Sa part, un avertisseur explicite.

Almanca:

"Also entweicht zu ALLAH! Gewiß, ich bin für euch vor Ihm ein deutlicher Warner.

Rusça:

Скажи: "Бегите же к Аллаху. Воистину, я являюсь для вас предостерегающим и разъясняющим увещевателем от Него.

Açıklama:
 
00:00

velâ tec`alû me`a-llâhi ilâhen âḫar. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.

Arapça:

وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ ۖ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

Türkçe:

Allah'ın yanına başka bir ilah koymayın! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın (O'na ortak koşmayın). Gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."

Diyanet Vakfı:

Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O'nun tarafından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.

İngilizce:

And make not another an object of worship with Allah: I am from Him a Warner to you, clear and open!

Fransızca:

Ne placez pas avec Allah une autre divinité. Je suis pour vous de Sa part, un avertisseur explicite".

Almanca:

Und setzt neben ALLAH keinen anderen Gott ein! Gewiß, ich bin für euch vor Ihm ein deutlicher Warner."

Rusça:

Не поклоняйтесь наряду с Аллахом другому божеству. Воистину, я являюсь для вас предостерегающим и разъясняющим увещевателем от Него".

Açıklama:
 
00:00

keẕâlike mâ ete-lleẕîne min ḳablihim mir rasûlin illâ ḳâlû sâḥirun ev mecnûn.

Arapça:

كَذَٰلِكَ مَا أَتَى الَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ

Türkçe:

İşte böyle! Onlardan önce herhangi bir resul geldiğinde, mutlaka şöyle dediler: "Ya büyücüdür ya deli."

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Böylece onlardan öncekilere de herhangi bir peygamber gelince, onun hakkında da mutlaka: "Bir sihirbazdır veya bir delidir." dediler.

Diyanet Vakfı:

İşte böylece, onlardan öncekilere her hangi bir peygamber geldiğinde hemen: O, bir büyücüdür veya delidir, dediler.

İngilizce:

Similarly, no messenger came to the Peoples before them, but they said (of him) in like manner, "A sorcerer, or one possessed"!

Fransızca:

Ainsi aucun Messager n'est venu à leurs prédécesseurs sans qu'ils n'aient dit : "C'est un magicien ou un possédé" !

Almanca:

Solcherart, zu denjenigen vor ihnen kam kein Gesandter, ohne daß sie sagten: "(Er ist) ein Magier oder geistesgestört."

Rusça:

Таким же образом, какой бы посланник ни приходил к их предшественникам, они обязательно говорили: "Он - колдун или одержимый!"

Açıklama:
 
00:00

etevâṣav bih. bel hüm ḳavmün ṭâgûn.

Arapça:

أَتَوَاصَوْا بِهِ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ

Türkçe:

Bunu aralarında vasiyetleştiler mi? Hayır, azıp sapmış bir topluluk bunlar.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Onlar birbirlerine bunu mu tavsiye ettiler? Hayır onlar azgın bir kavimdir.

Diyanet Vakfı:

Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar azgın bir topluluktur.

İngilizce:

Is this the legacy they have transmitted, one to another? Nay, they are themselves a people transgressing beyond bounds!

Fransızca:

est-ce qu'ils se sont transmis cette injonction ? Ils sont plutôt des gens transgresseurs.

Almanca:

Vermachten sie es einander etwa?! Nein, sondern sie sind übertretende Leute.

Rusça:

Неужели они заповедали это друг другу? О нет! Они являются людьми, преступающими границы дозволенного.

Açıklama:
 
00:00

fetevelle `anhüm femâ ente bimelûm.

Arapça:

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَا أَنتَ بِمَلُومٍ

Türkçe:

Artık onlardan yüz çevir. Sen bu yüzden kınanmayacaksın.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Ey Muhammed! Sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin.

Diyanet Vakfı:

Artık onlara aldırma. (Davete uymamalarından dolayı) sen kınanacak değilsin.

İngilizce:

So turn away from them: not thine is the blame.

Fransızca:

Détourne-toi d'eux, tu ne seras pas blâmé [à leur sujet]: .

Almanca:

So wende dich von ihnen ab, denn du bist nicht tadelnswert.

Rusça:

Отвратись же от них, и тебя не будут порицать.

Açıklama:
 
00:00

veẕekkir feinne-ẕẕikrâ tenfe`u-lmü'minîn.

Arapça:

وَذَكِّرْ فَإِنَّ الذِّكْرَىٰ تَنفَعُ الْمُؤْمِنِينَ

Türkçe:

Hatırlat/öğüt ver; çünkü hatırlatıp öğüt vermek müminlere yarar sağlar.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Sen öğüt verip hatırlat. Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.

Diyanet Vakfı:

Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir.

İngilizce:

But teach (thy Message) for teaching benefits the Believers.

Fransızca:

Et rappelle; car le rappel profite aux croyants.

Almanca:

Und erinnere, denn die Erinnerung nutzt doch den Mumin.

Rusça:

И напомина й, ибо напоминание приносит пользу верующим.

Açıklama:
 
00:00

vemâ ḫalaḳtü-lcinne vel'inse illâ liya`büdûn.

Arapça:

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

Türkçe:

Ben, cinleri ve insanları bana ibadet etmeleri/benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.

Diyanet Vakfı:

Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

İngilizce:

I have only created Jinns and men, that they may serve Me.

Fransızca:

Je n'ai créé les djinns et les hommes que pour qu'ils M'adorent.

Almanca:

Und ICH erschuf die Dschinn und die Menschen nur, um Mir zu dienen.

Rusça:

Я сотворил джиннов и людей только для того, чтобы они поклонялись Мне.

Açıklama:
 
00:00

mâ ürîdü minhüm mir rizḳiv vemâ ürîdü ey yuṭ`imûn.

Arapça:

مَا أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَا أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ

Türkçe:

Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni yedirip doyurmalarını da istemiyorum.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Ben onlardan herhangi bir rızık istemiyorum. Beni yedirmelerini de istemiyorum.

Diyanet Vakfı:

Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.

İngilizce:

No Sustenance do I require of them, nor do I require that they should feed Me.

Fransızca:

Je ne cherche pas d'eux une subsistance; et Je ne veux pas qu'ils me nourrissent.

Almanca:

ICH will von ihnen keinerlei Rizq, und ICH will nicht, daß sie Mich speisen.

Rusça:

Я не хочу от них никакого удела и не хочу, чтобы они кормили Меня.

Açıklama:
 
00:00

inne-llâhe hüve-rrazzâḳu ẕü-lḳuvveti-lmetîn.

Arapça:

إِنَّ اللَّهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ

Türkçe:

Hiç kuşkusuz, Allah Rezzâk'tır, bol bol rızık verir. Kuvvet sahibidir, Metîn'dir, güçlü ve dayanıklıdır.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Şüphesiz ki, rızık veren O sağlam kuvvet sahibi olan Allah'tır.

Diyanet Vakfı:

Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.

İngilizce:

For Allah is He Who gives (all) Sustenance,- Lord of Power,- Steadfast (for ever).

Fransızca:

En vérité, c'est Allah qui est le Grand Pourvoyeur, Le Détenteur de la force, l'Inébranlable.

Almanca:

Gewiß, ALLAH ist Der wahre reichlich Rizq-Gewährende, Der mit der Allkraft, Der absolut Solide.

Rusça:

Воистину, Аллах является Наделяющим уделом, Обладающим могуществом, Крепким.

Açıklama:

Sayfalar

Adh-Dhariyat—الذاريات beslemesine abone olun.