ANo![]() |
SyNo | SrNo | SrANo | Cuz | Arapça | Çeviriyazı | Diyanet İşleri | Sahih International | Etiketler |
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
5981 | 592 | 88 | 14 | 30 | وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ | veekvâbüm mevḍû`ah. | Yerleştirilmiş kaseler, | And cups put in place | Sayfa 592, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
5982 | 592 | 88 | 15 | 30 | وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ | venemâriḳu maṣfûfeh. | Sıra sıra yastıklar, | And cushions lined up | Sayfa 592, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
5983 | 592 | 88 | 16 | 30 | وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌ | vezerâbiyyü mebŝûŝeh. | Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır. | And carpets spread around. | Sayfa 592, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
5984 | 592 | 88 | 17 | 30 | أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ | efelâ yenżurûne ile-l'ibili keyfe ḫuliḳat. | Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı? | Then do they not look at the camels - how they are created? | Sayfa 592, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
5985 | 592 | 88 | 18 | 30 | وَإِلَى السَّمَاءِ كَيْفَ رُفِعَتْ | veile-ssemâi keyfe rufi`at. | Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı? | And at the sky - how it is raised? | Sayfa 592, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
5986 | 592 | 88 | 19 | 30 | وَإِلَى الْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ | veile-lcibâli keyfe nüṣibet. | Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı? | And at the mountains - how they are erected? | Sayfa 592, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
5987 | 592 | 88 | 20 | 30 | وَإِلَى الْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ | veile-l'arḍi keyfe süṭiḥat. | Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı? | And at the earth - how it is spread out? | Sayfa 592, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
5988 | 592 | 88 | 21 | 30 | فَذَكِّرْ إِنَّمَا أَنتَ مُذَكِّرٌ | feẕekkir innemâ ente müẕekkir. | Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün. | So remind, [O Muhammad]; you are only a reminder. | Sayfa 592, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
5989 | 592 | 88 | 22 | 30 | لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ | leste `aleyhim bimüṣayṭir. | Sen, onlara zor kullanacak değilsin. | You are not over them a controller. | Sayfa 592, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
ANo![]() |
SyNo | SrNo | SrANo | Cuz | Arapça | Çeviriyazı | Diyanet İşleri | Sahih International | Etiketler |
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
5990 | 593 | 88 | 23 | 30 | إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ | illâ men tevellâ vekefera. | Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır. | However, he who turns away and disbelieves - | Sayfa 593, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
5991 | 593 | 88 | 24 | 30 | فَيُعَذِّبُهُ اللَّهُ الْعَذَابَ الْأَكْبَرَ | feyü`aẕẕibühü-llâhü-l`aẕâbe-l'ekber. | Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır. | Then Allah will punish him with the greatest punishment. | Sayfa 593, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
5992 | 593 | 88 | 25 | 30 | إِنَّ إِلَيْنَا إِيَابَهُمْ | inne ileynâ iyâbehüm. | Doğrusu onların dönüşü Bize'dir. | Indeed, to Us is their return. | Sayfa 593, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
5993 | 593 | 88 | 26 | 30 | ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم | ŝümme inne `aleynâ ḥisâbehüm. | Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir. | Then indeed, upon Us is their account. | Sayfa 593, Cuz 30, الغاشية, Al-Ghashiya—الغاشية |
5994 | 593 | 89 | 1 | 30 | بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ وَالْفَجْرِ | velfecr. | Tanyerinin ağarmasına and olsun; | By the dawn | Sayfa 593, Cuz 30, الفجر, Al-Fajr—الفجر |
5995 | 593 | 89 | 2 | 30 | وَلَيَالٍ عَشْرٍ | veleyâlin `aşr. | Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun; | And [by] ten nights | Sayfa 593, Cuz 30, الفجر, Al-Fajr—الفجر |
5996 | 593 | 89 | 3 | 30 | وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ | veşşef`i velvetr. | Herşeyin çiftine de, tekine de and olsun; | And [by] the even [number] and the odd | Sayfa 593, Cuz 30, الفجر, Al-Fajr—الفجر |
5997 | 593 | 89 | 4 | 30 | وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ | velleyli iẕâ yesr. | Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi? | And [by] the night when it passes, | Sayfa 593, Cuz 30, الفجر, Al-Fajr—الفجر |
5998 | 593 | 89 | 5 | 30 | هَلْ فِي ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِي حِجْرٍ | hel fî ẕâlike ḳasemül liẕî ḥicr. | Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi? | Is there [not] in [all] that an oath [sufficient] for one of perception? | Sayfa 593, Cuz 30, الفجر, Al-Fajr—الفجر |
5999 | 593 | 89 | 6 | 30 | أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ | elem tera keyfe fe`ale rabbüke bi`âd. | Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi? | Have you not considered how your Lord dealt with 'Aad - | Sayfa 593, Cuz 30, الفجر, Al-Fajr—الفجر |
6000 | 593 | 89 | 7 | 30 | إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ | irame ẕâti-l`imâd. | Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi? | [With] Iram - who had lofty pillars, | Sayfa 593, Cuz 30, الفجر, Al-Fajr—الفجر |