6042 |
595 |
90 |
19 |
30 |
وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا هُمْ أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ |
velleẕîne keferû biâyâtinâ hüm aṣḥâbü-lmeş'emeh. |
Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir. |
But they who disbelieved in Our signs - those are the companions of the left. |
Sayfa 595, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد |
6043 |
595 |
90 |
20 |
30 |
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌ |
`aleyhim nârum mü'ṣadeh. |
Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır. |
Over them will be fire closed in. |
Sayfa 595, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد |
6044 |
595 |
91 |
1 |
30 |
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا |
veşşemsi veḍuḥâhâ. |
Güneşe ve onun ışığına, |
By the sun and its brightness |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6045 |
595 |
91 |
2 |
30 |
وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا |
velḳameri iẕâ telâhâ. |
Ardından gelmekte olan aya, |
And [by] the moon when it follows it |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6046 |
595 |
91 |
3 |
30 |
وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا |
vennehâri iẕâ cellâhâ. |
Onu ortaya koyan gündüze, |
And [by] the day when it displays it |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6047 |
595 |
91 |
4 |
30 |
وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا |
velleyli iẕâ yagşâhâ. |
Onu bürüyen geceye, |
And [by] the night when it covers it |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6048 |
595 |
91 |
5 |
30 |
وَالسَّمَاءِ وَمَا بَنَاهَا |
vessemâi vemâ benâhâ. |
Göğe ve onu yapana, |
And [by] the sky and He who constructed it |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6049 |
595 |
91 |
6 |
30 |
وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا |
vel'arḍi vemâ ṭaḥâhâ. |
Yere ve onu yayana, |
And [by] the earth and He who spread it |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6050 |
595 |
91 |
7 |
30 |
وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا |
venefsiv vemâ sevvâhâ. |
Kişiye ve onu şekillendirene, |
And [by] the soul and He who proportioned it |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6051 |
595 |
91 |
8 |
30 |
فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا |
feelhemehâ fücûrahâ vetaḳvâhâ. |
Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki: |
And inspired it [with discernment of] its wickedness and its righteousness, |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6052 |
595 |
91 |
9 |
30 |
قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا |
ḳad efleḥa men zekkâhâ. |
Kendini arıtan saadete ermiştir. |
He has succeeded who purifies it, |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6053 |
595 |
91 |
10 |
30 |
وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّاهَا |
veḳad ḫâbe men dessâhâ. |
Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır. |
And he has failed who instills it [with corruption]. |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6054 |
595 |
91 |
11 |
30 |
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَاهَا |
keẕẕebet ŝemûdü biṭagvâhâ. |
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı. |
Thamud denied [their prophet] by reason of their transgression, |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6055 |
595 |
91 |
12 |
30 |
إِذِ انبَعَثَ أَشْقَاهَا |
iẕi-mbe`aŝe eşḳâhâ. |
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı. |
When the most wretched of them was sent forth. |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6056 |
595 |
91 |
13 |
30 |
فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ نَاقَةَ اللَّهِ وَسُقْيَاهَا |
feḳâle lehüm rasûlü-llâhi nâḳate-llâhi vesuḳyâhâ. |
Allah'ın peygamberi onlara, Allah'ın devesini göstermiş ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti. |
And the messenger of Allah [Salih] said to them, "[Do not harm] the she-camel of Allah or [prevent her from] her drink." |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6057 |
595 |
91 |
14 |
30 |
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنبِهِمْ فَسَوَّاهَا |
fekeẕẕebûhü fe`aḳarûhâ. fedemdeme `aleyhim rabbühüm biẕembihim fesevvâhâ. |
Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları. |
But they denied him and hamstrung her. So their Lord brought down upon them destruction for their sin and made it equal [upon all of them]. |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6058 |
595 |
91 |
15 |
30 |
وَلَا يَخَافُ عُقْبَاهَا |
velâ yeḫâfü `uḳbâhâ. |
Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur. |
And He does not fear the consequence thereof. |
Sayfa 595, Cuz 30, الشمس, Ash-Shams—الشمس |
6059 |
595 |
92 |
1 |
30 |
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ |
velleyli iẕâ yagşâ. |
Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun. |
By the night when it covers |
Sayfa 595, Cuz 30, الليل, Al-Lail—الليل |
6060 |
595 |
92 |
2 |
30 |
وَالنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ |
vennehâri iẕâ tecellâ. |
Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun. |
And [by] the day when it appears |
Sayfa 595, Cuz 30, الليل, Al-Lail—الليل |