Sayfa Sayfa Kur'an Gösterimi

Sayfa Sayfa Kur'an-ı Kerim Gösterimi - SyNo: 594
ANoazalan sırada SyNo SrNo SrANo Cuz Arapça Çeviriyazı Diyanet İşleri Sahih International Etiketler
6021 594 89 28 30 ارْجِعِي إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً irci`î ilâ rabbiki râḍiyetem merḍiyyeh. O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön! Return to your Lord, well-pleased and pleasing [to Him], Sayfa 594, Cuz 30, الفجر, Al-Fajr—الفجر
6022 594 89 29 30 فَادْخُلِي فِي عِبَادِي fedḫulî fî `ibâdî. Ey can! İyi kullarımın arasına gir. And enter among My [righteous] servants Sayfa 594, Cuz 30, الفجر, Al-Fajr—الفجر
6023 594 89 30 30 وَادْخُلِي جَنَّتِي vedḫulî cennetî. Cennetime gir. And enter My Paradise." Sayfa 594, Cuz 30, الفجر, Al-Fajr—الفجر
6024 594 90 1 30 بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ لَا أُقْسِمُ بِهَٰذَا الْبَلَدِ lâ uḳsimü bihâẕe-lbeled. Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun. I swear by this city, Makkah - Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6025 594 90 2 30 وَأَنتَ حِلٌّ بِهَٰذَا الْبَلَدِ veente ḥillüm bihâẕe-lbeled. Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun. And you, [O Muhammad], are free of restriction in this city - Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6026 594 90 3 30 وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ vevâlidiv vemâ veled. Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki; And [by] the father and that which was born [of him], Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6027 594 90 4 30 لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي كَبَدٍ leḳad ḫalaḳne-l'insâne fî kebed. İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık. We have certainly created man into hardship. Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6028 594 90 5 30 أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ eyaḥsebü el ley yaḳdira `aleyhi eḥad. İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? Does he think that never will anyone overcome him? Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6029 594 90 6 30 يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا yeḳûlü ehlektü mâlel lübedâ. Yığın yığın mal tüketmişimdir diyor. He says, "I have spent wealth in abundance." Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6030 594 90 7 30 أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُ أَحَدٌ eyaḥsebü el lem yerahû eḥad. O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor? Does he think that no one has seen him? Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6031 594 90 8 30 أَلَمْ نَجْعَل لَّهُ عَيْنَيْنِ elem nec`al lehû `ayneyn. Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi? Have We not made for him two eyes? Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6032 594 90 9 30 وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ velisânev veşefeteyn. Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi? And a tongue and two lips? Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6033 594 90 10 30 وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ vehedeynâhü-nnecdeyn. Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi? And have shown him the two ways? Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6034 594 90 11 30 فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ fele-ḳteḥame-l`aḳabeh. Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi. But he has not broken through the difficult pass. Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6035 594 90 12 30 وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ vemâ edrâke me-l`aḳabeh. O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin? And what can make you know what is [breaking through] the difficult pass? Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6036 594 90 13 30 فَكُّ رَقَبَةٍ fekkü raḳabeh. O geçit, bir köle ve esir azadetmek, It is the freeing of a slave Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6037 594 90 14 30 أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ ev iṭ`âmün fî yevmin ẕî mesgabeh. Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır. Or feeding on a day of severe hunger Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6038 594 90 15 30 يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ yetîmen ẕâ maḳrabeh. Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır. An orphan of near relationship Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6039 594 90 16 30 أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ ev miskînen ẕâ metrabeh. Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır. Or a needy person in misery Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد
6040 594 90 17 30 ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ ŝümme kâne mine-lleẕîne âmenû vetevâṣav biṣṣabri vetevâṣav bilmerḥameh. Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır. And then being among those who believed and advised one another to patience and advised one another to compassion. Sayfa 594, Cuz 30, البلد, Al-Balad—البلد

Sayfalar

CSV