Sayfa Sayfa Kur'an Gösterimi

Sayfa Sayfa Kur'an-ı Kerim Gösterimi - SyNo: 344
ANoazalan sırada SyNo SrNo SrANo Cuz Arapça Çeviriyazı Diyanet İşleri Sahih International Etiketler
2701 344 23 28 18 فَإِذَا اسْتَوَيْتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي نَجَّانَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ feiẕe-steveyte ente vemem me`ake `ale-lfülki feḳuli-lḥamdü lillâhi-lleẕî neccânâ mine-lḳavmi-żżâlimîn. Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de. And when you have boarded the ship, you and those with you, then say, 'Praise to Allah who has saved us from the wrongdoing people.' Sayfa 344, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2702 344 23 29 18 وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِي مُنزَلًا مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيْرُ الْمُنزِلِينَ veḳur rabbi enzilnî münzelem mübârakev veente ḫayru-lmünzilîn. Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin de. And say, 'My Lord, let me land at a blessed landing place, and You are the best to accommodate [us].' " Sayfa 344, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2703 344 23 30 18 إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ وَإِن كُنَّا لَمُبْتَلِينَ inne fî ẕâlike leâyâtiv vein künnâ lemübtelîn. Doğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz. Indeed in that are signs, and indeed, We are ever testing [Our servants]. Sayfa 344, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2704 344 23 31 18 ثُمَّ أَنشَأْنَا مِن بَعْدِهِمْ قَرْنًا آخَرِينَ ŝümme enşe'nâ mim ba`dihim ḳarnen âḫarîn. Bunların ardından başka nesiller varettik. Then We produced after them a generation of others. Sayfa 344, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
Sayfa Sayfa Kur'an-ı Kerim Gösterimi - SyNo: 345
ANoazalan sırada SyNo SrNo SrANo Cuz Arapça Çeviriyazı Diyanet İşleri Sahih International Etiketler
2705 345 23 32 18 فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْهُمْ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُ ۖ أَفَلَا تَتَّقُونَ feerselnâ fîhim rasûlem minhüm eni-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. efelâ tetteḳûn. Onlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik. And We sent among them a messenger from themselves, [saying], "Worship Allah; you have no deity other than Him; then will you not fear Him?" Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2706 345 23 33 18 وَقَالَ الْمَلَأُ مِن قَوْمِهِ الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَاءِ الْآخِرَةِ وَأَتْرَفْنَاهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا مَا هَٰذَا إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ veḳâle-lmeleü min ḳavmihi-lleẕîne keferû vekeẕẕebû biliḳâi-l'âḫirati veetrafnâhüm fi-lḥayâti-ddünyâ mâ hâẕâ illâ beşerum miŝlüküm ye'külü mimmâ te'külûne minhü veyeşrabü mimmâ teşrabûn. Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir." And the eminent among his people who disbelieved and denied the meeting of the Hereafter while We had given them luxury in the worldly life said, "This is not but a man like yourselves. He eats of that from which you eat and drinks of what you drink. Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2707 345 23 34 18 وَلَئِنْ أَطَعْتُم بَشَرًا مِّثْلَكُمْ إِنَّكُمْ إِذًا لَّخَاسِرُونَ velein eṭa`tüm beşeram miŝleküm inneküm iẕel leḫâsirûn. Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur. And if you should obey a man like yourselves, indeed, you would then be losers. Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2708 345 23 35 18 أَيَعِدُكُمْ أَنَّكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا أَنَّكُم مُّخْرَجُونَ eye`idüküm enneküm iẕâ mittüm veküntüm türâbev ve`iżâmen enneküm muḫracûn. Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor? Does he promise you that when you have died and become dust and bones that you will be brought forth [once more]? Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2709 345 23 36 18 ۞ هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ heyhâte heyhâte limâ tû`adûn. Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak! How far, how far, is that which you are promised. Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2710 345 23 37 18 إِنْ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ in hiye illâ ḥayâtüne-ddünyâ nemûtü venaḥyâ vemâ naḥnü bimeb`ûŝîn. Hayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz. Life is not but our worldly life - we die and live, but we will not be resurrected. Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2711 345 23 38 18 إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ افْتَرَىٰ عَلَى اللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنِينَ in hüve illâ racülün-fterâ `ale-llâhi keẕibev vemâ naḥnü lehû bimü'minîn. Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız. He is not but a man who has invented a lie about Allah, and we will not believe him." Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2712 345 23 39 18 قَالَ رَبِّ انصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ ḳâle rabbi-nṣurnî bimâ keẕẕebûn. O peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana yardım et" dedi. He said, "My Lord, support me because they have denied me." Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2713 345 23 40 18 قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَّيُصْبِحُنَّ نَادِمِينَ ḳâle `ammâ ḳalîlil leyuṣbiḥunne nâdimîn. Allah da: "Az sonra pişman olacaklar" buyurdu. [Allah] said, "After a little, they will surely become regretful." Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2714 345 23 41 18 فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَاءً ۚ فَبُعْدًا لِّلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü bilḥaḳḳi fece`alnâhüm guŝââ. febü`del lilḳavmi-żżâlimîn. Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun! So the shriek seized them in truth, and We made them as [plant] stubble. Then away with the wrongdoing people. Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2715 345 23 42 18 ثُمَّ أَنشَأْنَا مِن بَعْدِهِمْ قُرُونًا آخَرِينَ ŝümme enşe'nâ mim ba`dihim ḳurûnen âḫarîn. Ardlarından başka nesiller varettik. Then We produced after them other generations. Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2716 345 23 43 18 مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yeste'ḫirûn. Hiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de geciktirebilir. No nation will precede its time [of termination], nor will they remain [thereafter]. Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2717 345 23 44 18 ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَىٰ ۖ كُلَّ مَا جَاءَ أُمَّةً رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُ ۚ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ أَحَادِيثَ ۚ فَبُعْدًا لِّقَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ ŝümme erselnâ rusülenâ tetrâ. küllemâ câe ümmeter rasûlühâ keẕẕebûhü feetba`nâ ba`ḍahüm ba`ḍav vece`alnâhüm eḥâdîŝ. febü`del liḳavmil lâ yü'minûn. Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun! Then We sent Our messengers in succession. Every time there came to a nation its messenger, they denied him, so We made them follow one another [to destruction], and We made them narrations. So away with a people who do not believe. Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2718 345 23 45 18 ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَارُونَ بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُّبِينٍ ŝümme erselnâ mûsâ veeḫâhü hârûne biâyâtinâ vesülṭânim mübîn. Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular. Then We sent Moses and his brother Aaron with Our signs and a clear authority Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2719 345 23 46 18 إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا عَالِينَ ilâ fir`avne vemeleihî festekberû vekânû ḳavmen `âlîn. Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular. To Pharaoh and his establishment, but they were arrogant and were a haughty people. Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون
2720 345 23 47 18 فَقَالُوا أَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَابِدُونَ feḳâlû enü'minü libeşerayni miŝlinâ veḳavmühümâ lenâ `âbidûn. Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler. They said, "Should we believe two men like ourselves while their people are for us in servitude?" Sayfa 345, Cuz 18, المؤمنون, Al-Mumenoon-المؤمنون

Sayfalar

CSV