Cuz 27

 
00:00

e`indehû `ilmü-lgaybi fehüve yerâ.

Arapça:

أَعِندَهُ عِلْمُ الْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰ

Türkçe:

Gaybın bilgisi onun yanında da o mu görüyor?

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Gaybın bilgisi kendi yanındadır da, o mu görüyor?

Diyanet Vakfı:

Acaba gaybın bilgisi kendi yanındadır da o görüyor mu?

İngilizce:

What! Has he knowledge of the Unseen so that he can see?

Fransızca:

Détient-il la science de l'Inconnaissable en sorte qu'il voit ?

Almanca:

Hat er etwa das Verborgene bei sich, so sieht er?!

Rusça:

Разве он обладает таким знанием о сокровенном, что он видит его?

Açıklama:
 
00:00

em lem yünebbe' bimâ fî ṣuḥufi mûsâ.

Arapça:

أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ

Türkçe:

Yoksa haber verilmedi mi ona, Mûsa'nın sayfalarındakiler?

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Yoksa haber verilmedi mi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar?

Diyanet Vakfı:

Yoksa kendisine haber verilmedi mi? Musa'nın sahifelerinde bulunan,

İngilizce:

Nay, is he not acquainted with what is in the Books of Moses-

Fransızca:

Ne lui a-t-on pas annoncé ce qu'il y avait dans les feuilles de Moïse

Almanca:

Wurde ihm etwa nicht mitgeteilt über das, was in den Schriften von Musa ist

Rusça:

Разве ему не поведали о том, что было в свитках Мусы (Моисея)

Açıklama:
 
00:00

veibrâhime-lleẕî veffâ.

Arapça:

وَإِبْرَاهِيمَ الَّذِي وَفَّىٰ

Türkçe:

Ve o çok vefalı İbrahim'in sayfalarındakiler...

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Ve çok vefakâr olan İbrahim'in sahifelerindekiler?

Diyanet Vakfı:

Ve ahdine vefa gösteren İbrahim'in( sahifelerinde bulunan şu gerçekler):

İngilizce:

And of Abraham who fulfilled his engagements?-

Fransızca:

et celles d'Abraham qui a tenu parfaitement [sa promesse de transmettre]

Almanca:

sowie von Ibrahim, der (das ihm Gebotene) einhielt?!

Rusça:

и Ибрахима (Авраама), который выполнил повеления Аллаха полностью?

Açıklama:
 
00:00

ellâ teziru vâziratüv vizra uḫrâ.

Arapça:

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ

Türkçe:

Gerçek şu ki, hiçbir günahkâr bir başka günahkârın yükünü sırtlamaz.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Ki hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez.

Diyanet Vakfı:

Gerçekten hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.

İngilizce:

Namely, that no bearer of burdens can bear the burden of another;

Fransızca:

qu'aucune [âme] ne portera le fardeau (le péché) d'autrui,

Almanca:

Daß keine belastete Seele die Last einer anderen trägt,

Rusça:

Ни одна душа не понесет чужого бремени.

Açıklama:
 
00:00

veel leyse lil'insâni illâ mâ se`â.

Arapça:

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

Türkçe:

Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur.

Diyanet Vakfı:

Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.

İngilizce:

That man can have nothing but what he strives for;

Fransızca:

et qu'en vérité, l'homme n'obtient que [le fruit] de ses efforts;

Almanca:

und daß es dem Menschen nur das gibt, was er erstrebte,

Rusça:

Человек получит только то, к чему он стремился.

Açıklama:
 
00:00

veenne sa`yehû sevfe yürâ.

Arapça:

وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَىٰ

Türkçe:

Ve onun çalışıp didinmesi yakında görülecektir.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Ve çalışması da yakında görülecektir.

Diyanet Vakfı:

Ve çalışması da ileride görülecektir.

İngilizce:

That (the fruit of) his striving will soon come in sight:

Fransızca:

et que son effort, en vérité, lui sera présenté (le jour du Jugement).

Almanca:

und daß sein Streben doch gesehen werden wird,

Rusça:

Его устремления будут увидены,

Açıklama:
 
00:00

ŝümme yüczâhü-lcezâe-l'evfâ.

Arapça:

ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاءَ الْأَوْفَىٰ

Türkçe:

Sonra karşılığı kendisine hiç eksiksiz verilecektir.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.

Diyanet Vakfı:

Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.

İngilizce:

Then will he be rewarded with a reward complete;

Fransızca:

Ensuite il en sera récompensé pleinement,

Almanca:

dann ihm dafür die vollständigste Vergeltung vergolten wird,

Rusça:

а затем он получит воздаяние сполна.

Açıklama:
 
00:00

veenne ilâ rabbike-lmüntehâ.

Arapça:

وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ الْمُنتَهَىٰ

Türkçe:

Hiç kuşkusuz, son varış Rabbinedir.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Ve şüphesiz en son varış, Rabbinedir.

Diyanet Vakfı:

Ve şüphesiz en son varış Rabbinedir.

İngilizce:

That to thy Lord is the final Goal;

Fransızca:

et que tout aboutit, en vérité, vers ton Seigneur,

Almanca:

und daß zu deinem HERRN doch das Endgültige ist,

Rusça:

К твоему Господу предстоит конечный исход (или твоему Господу принадлежит конечный предел).

Açıklama:
 
00:00

veennehû hüve aḍḥake veebkâ.

Arapça:

وَأَنَّهُ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ

Türkçe:

Hiç kuşkusuz, güldüren de O'dur, ağlatan da...

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.

Diyanet Vakfı:

Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.

İngilizce:

That it is He Who granteth Laughter and Tears;

Fransızca:

et que c'est Lui qui a fait rire et qui a fait pleurer,

Almanca:

und daß ER doch Derjenige ist, Der lachen und weinen ließ,

Rusça:

Он заставляет смеяться и плакать.

Açıklama:
 
00:00

veennehû hüve emâte veaḥyâ.

Arapça:

وَأَنَّهُ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا

Türkçe:

Hiç kuşkusuz, öldüren de O'dur, dirilten de...

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Öldüren de dirilten de O'dur.

Diyanet Vakfı:

Öldüren de dirilten de O'dur.

İngilizce:

That it is He Who granteth Death and Life;

Fransızca:

et que c'est Lui qui a fait mourir et qui a ramené à la vie,

Almanca:

und daß ER doch Derjenige ist, Der sterben und beleben ließ,

Rusça:

Он умерщвляет и оживляет.

Açıklama:

Sayfalar

Cuz 27 beslemesine abone olun.