
febieyyi âlâi rabbike tetemârâ.
Arapça:
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ
Türkçe:
Peki, Rabbinin nimetlerinden hangisinde kuşkuya düşüyorsun?
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
O halde Rabbinin hangi nimetinden kuşku duyuyorsun.
Diyanet Vakfı:
Şimdi Rabbinin nimetlerinin hangisinde şüpheye düşersin.
İngilizce:
Then which of the gifts of thy Lord, (O man,) wilt thou dispute about?
Fransızca:
Lequel donc des bienfaits de ton Seigneur mets-tu en doute ?
Almanca:
An welchen der Wohltaten deines HERRN zweifelst du denn?!
Rusça:
В каких же милостях твоего Господа ты сомневаешься?
Açıklama:

hâẕâ neẕîrum mine-nnüẕüri-l'ûlâ.
Arapça:
هَٰذَا نَذِيرٌ مِّنَ النُّذُرِ الْأُولَىٰ
Türkçe:
Bu da ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Bu da ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
Diyanet Vakfı:
İşte bu ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
İngilizce:
This is a Warner, of the (series of) Warners of old!
Fransızca:
Voici un avertisseur analogue aux avertisseurs anciens :
Almanca:
Dies ist eine Warnung von den ersten Warnungen.
Rusça:
Этот предостерегающий увещеватель такой же, как и первые предостерегающие увещеватели.
Açıklama:

ezifeti-l'âzifeh.
Arapça:
أَزِفَتِ الْآزِفَةُ
Türkçe:
Yaklaşmakta/yaklaşacak olan yaklaştı.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Yaklaşan yaklaştı.
Diyanet Vakfı:
Yaklaşan yaklaştı.
İngilizce:
The (Judgment) ever approaching draws nigh:
Fransızca:
l'Imminente (L'heure du Jugement) s'approche.
Almanca:
Die Nahende nahte sich,
Rusça:
Приближающееся (День воскресения) приблизилось,
Açıklama:

leyse lehâ min dûni-llâhi kâşifeh.
Arapça:
لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ اللَّهِ كَاشِفَةٌ
Türkçe:
Onu Allah'tan başka kaldıracak/uzaklaştıracak yok.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Onu Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur.
Diyanet Vakfı:
Onu (vaktini) Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur.
İngilizce:
No (soul) but Allah can lay it bare.
Fransızca:
Rien d'autre en dehors d'Allah ne peut la dévoiler.
Almanca:
für die es anstelle von ALLAH nichts Aufdeckendes gibt.
Rusça:
и никто, кроме Аллаха, не способен отвратить его.
Açıklama:

efemin hâẕe-lḥadîŝi ta`cebûn.
Arapça:
أَفَمِنْ هَٰذَا الْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ
Türkçe:
Şimdi siz bu sözden mi hayrete düşüyorsunuz?
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Şimdi siz bu sözden mi hayret ediyorsunuz?
Diyanet Vakfı:
Şimdi siz bu söze (Kur'an'a) mı şaşıyorsunuz?
İngilizce:
Do ye then wonder at this recital?
Fransızca:
Quoi ! Vous étonnez-vous de ce discours (le Coran) ?
Almanca:
Seid ihr etwa über diesen Bericht erstaunt,
Rusça:
Неужели вы удивляетесь этому повествованию,
Açıklama:

vetaḍḥakûne velâ tebkûn.
Arapça:
وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ
Türkçe:
Gülüyorsunuz, ağlamıyorsunuz.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
Diyanet Vakfı:
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!
İngilizce:
And will ye laugh and not weep,-
Fransızca:
Et vous [en]: riez et n'[en] pleurez point ?
Almanca:
lacht und weint nicht,
Rusça:
смеетесь, а не плачете,
Açıklama:

veentüm sâmidûn.
Arapça:
وَأَنتُمْ سَامِدُونَ
Türkçe:
Ve siz, kibirlenip kafa tutarak sersemce somurtuyorsunuz.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Ve siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller?
Diyanet Vakfı:
Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasınız!
İngilizce:
Wasting your time in vanities?
Fransızca:
absorbés [que vous êtes] par votre distraction.
Almanca:
während ihr in Arroganz sich Vergnügende seid?!
Rusça:
и забавляетесь (или поете; или надменно задираете головы)?
Açıklama:

fescüdû lillâhi va`büdû.
Arapça:
فَاسْجُدُوا لِلَّهِ وَاعْبُدُوا ۩
Türkçe:
Artık Allah için secdeye kapanın, ibadet edin/iş yapıp değer üretin!
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Haydi Allah için secdeye kapanın ve O'na kulluk edin.
Diyanet Vakfı:
Haydi Allah'a secde edip O'na kulluk edin!
İngilizce:
But fall ye down in prostration to Allah, and adore (Him)!
Fransızca:
Prosternez-vous donc à Allah et adorez-Le .
Almanca:
So vollzieht Sudschud für ALLAH und dient Ihm!
Rusça:
Падите же ниц перед Аллахом и поклоняйтесь!
Açıklama:

iḳterabeti-ssâ`atü venşeḳḳa-lḳamer.
Arapça:
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانشَقَّ الْقَمَرُ
Türkçe:
Saat yaklaştı, Ay yarıldı.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Kıyamet saati yaklaştı, Ay yarıldı.
Diyanet Vakfı:
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
İngilizce:
The Hour (of Judgment) is nigh, and the moon is cleft asunder.
Fransızca:
L'Heure approche et la lune s'est fendue.
Almanca:
Die Stunde nahte sich und der Mond spaltete sich.
Rusça:
Приблизился Час, и раскололся месяц.
Açıklama:

veiy yerav âyetey yü`riḍû veyeḳûlû siḥrum müstemirr.
Arapça:
وَإِن يَرَوْا آيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ
Türkçe:
Bir ayet-alâmet görseler yüz çeviriyorlar ve şöyle diyorlar: "Sürüp giden bir büyüdür bu!"
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve "süregelen bir büyüdür" derler.
Diyanet Vakfı:
Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler.
İngilizce:
But if they see a Sign, they turn away, and say, "This is (but) transient magic."
Fransızca:
Et s'ils voient un prodige, ils s'en détournent et disent : "Une magie persistante".
Almanca:
Und wenn sie eine Aya sehen, wenden sie sich ab und sagen: "Dies ist eine andauernde Magie."
Rusça:
Когда они видят знамение, то отворачиваются и говорят: "Преходящее (или крепкое; или лживое) колдовство!"
Açıklama:
Sayfalar
