
er raâhü-stagnâ.
Arapça:
أَن رَّآهُ اسْتَغْنَىٰ
Türkçe:
Kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görmüştür.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Kendisinin muhtaç olmadığını zannettiği için.
Diyanet Vakfı:
Kendini kendine yeterli gördüğü için.
İngilizce:
In that he looketh upon himself as self-sufficient.
Fransızca:
dès qu'il estime qu'il peut se suffire à lui-même (à cause de sa richesse).
Almanca:
wenn er sich reich sieht.
Rusça:
когда ему кажется, что он ни в чем не нуждается.
Açıklama:

inne ilâ rabbike-rruc`â.
Arapça:
إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ الرُّجْعَىٰ
Türkçe:
Oysaki, dönüş yalnız Rabbinedir!
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Muhakkak ki dönüş mutlaka Rabbinedir.
Diyanet Vakfı:
Kuşkusuz dönüş Rabbinedir.
İngilizce:
Verily, to thy Lord is the return (of all).
Fransızca:
Mais, c'est vers ton Seigneur qu'est le retour.
Almanca:
Gewiß, zu deinem HERRN ist die Rückkehr.
Rusça:
Но к твоему Господу предстоит возвращение.
Açıklama:

era'eyte-lleẕî yenhâ.
Arapça:
أَرَأَيْتَ الَّذِي يَنْهَىٰ
Türkçe:
Gördün mü o yasaklayanı,
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Namaz kıldığı zaman, bir kulu engelleyeni gördün mü?
Diyanet Vakfı:
Gördün mü şu men edeni,
İngilizce:
Seest thou one who forbids-
Fransızca:
As-tu vu celui qui interdit
Almanca:
Wie seht ihr denjenigen, der es verbietet
Rusça:
Видел ли ты того, кто мешает
Açıklama:

`abden iẕâ ṣallâ.
Arapça:
عَبْدًا إِذَا صَلَّىٰ
Türkçe:
Bir kulu namaz kılarken/dua ederken;
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Namaz kıldığı zaman, bir kulu engelleyeni gördün mü?
Diyanet Vakfı:
Namaz kılarken bir kulu (Peygamber'i namazdan)?
İngilizce:
A votary when he (turns) to pray?
Fransızca:
à un serviteur d'Allah (Muhammad) de célébrer la Salat ?
Almanca:
einem Diener, wenn er das rituelle Gebet verrichtet?!
Rusça:
рабу, когда тот молится?
Açıklama:

era'eyte in kâne `ale-lhüdâ.
Arapça:
أَرَأَيْتَ إِن كَانَ عَلَى الْهُدَىٰ
Türkçe:
Gördün mü! Ya o iyilik ve doğruluk üzere ise?!
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Gördün mü (ne dersin?), ya o (kul) doğru yolda olur,
Diyanet Vakfı:
Gördün mü, ya o (Peygamber) doğru yolda olur,
İngilizce:
Seest thou if he is on (the road of) Guidance?-
Fransızca:
Vois-tu s'il est sur la bonne voie,
Almanca:
Wie seht ihr es? Sollte er rechtgeleitet sein,
Rusça:
Как ты думаешь, а вдруг он был на правом пути
Açıklama:

ev emera bittaḳvâ.
Arapça:
أَوْ أَمَرَ بِالتَّقْوَىٰ
Türkçe:
Ya o, takvayı emrediyorsa!
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Veya kötülüklerden sakınmayı emrederse?
Diyanet Vakfı:
Yahut takvayı emrediyorsa?
İngilizce:
Or enjoins Righteousness?
Fransızca:
ou s'il ordonne la piété ?
Almanca:
oder Taqwa gebieten?!
Rusça:
или призывал к богобоязненности?
Açıklama:

era'eyte in keẕẕebe vetevellâ.
Arapça:
أَرَأَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
Türkçe:
Gördün mü! Ya şu yalanlamış, sırt dönmüşse!
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Gördün mü, ya bu (adam, hakkı) yalanlar, yüzçevirirse,
Diyanet Vakfı:
Ne dersin o (meneden, Peygamber'i) yalanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa!
İngilizce:
Seest thou if he denies (Truth) and turns away?
Fransızca:
Vois-tu s'il dément et tourne le dos ?
Almanca:
Wie seht ihr es? Sollte er ableugnen und den Rücken kehren?!
Rusça:
Как ты думаешь, а вдруг он счел ложью истину и отвернулся?
Açıklama:

elem ya`lem bienne-llâhe yerâ.
Arapça:
أَلَمْ يَعْلَم بِأَنَّ اللَّهَ يَرَىٰ
Türkçe:
Bilmedi mi ki Allah gerçekten görür!
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
O adam, Allah'ın kendini gördüğünü hiç bilmiyor mu?
Diyanet Vakfı:
(Bu adam) Allah'ın, (yaptıklarını) gördüğünü bilmez mi!
İngilizce:
Knoweth he not that Allah doth see?
Fransızca:
Ne sait-il pas que vraiment Allah voit ?
Almanca:
Wußte er 4 etwa nicht, daß ALLAH sieht?!
Rusça:
Неужели он не знал, что Аллах видит его?
Açıklama:

kellâ leil lem yentehi lenesfe`am binnâṣiyeh.
Arapça:
كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِ
Türkçe:
İş, sandığı gibi değil! Eğer vazgeçmezse yemin olsun, o alnı mutlaka tutup sürteceğiz!
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.
Diyanet Vakfı:
Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden), yakalarız (cehenneme atarız).
İngilizce:
Let him beware! If he desist not, We will drag him by the forelock,-
Fransızca:
Mais non ! S'il ne cesse pas, Nous le saisirons certes, par le toupet,
Almanca:
Gewiß, nein! Wenn er nicht aufhört, werden WIR doch die Stirnhaare zerren,
Rusça:
Но нет, если он не перестанет, то Мы схватим его за хохол -
Açıklama:

nâṣiyetin kâẕibetin ḫâṭieh.
Arapça:
نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ
Türkçe:
O yalancı, o günahkâr alnı.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.
Diyanet Vakfı:
O yalancı, günahkar alından (perçemden),
İngilizce:
A lying, sinful forelock!
Fransızca:
le toupet d'un menteur, d'un pécheur.
Almanca:
Stirnhaare, die lügnerisch und verfehlend sind.
Rusça:
хохол лживый, грешный.
Açıklama:
Sayfalar
