
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Arapça:
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Türkçe:
Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Diyanet Vakfı:
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
İngilizce:
Then which of the favours of your Lord will ye deny?
Fransızca:
Lequel donc des bienfaits de votre seigneur nierez-vous ?
Almanca:
Also welche von den Wohltaten eures HERRN leugnet ihr beide ab?!
Rusça:
Какую же из милостей вашего Господа вы считаете ложью?
Açıklama:

merace-lbaḥrayni yelteḳiyân.
Arapça:
مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ
Türkçe:
Salmıştır iki denizi; buluşup kucaklaşıyorlar.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
(Acı ve tatlı) iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar.
Diyanet Vakfı:
İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
İngilizce:
He has let free the two bodies of flowing water, meeting together:
Fransızca:
Il a donné libre cours aux deux mers pour se rencontrer ;
Almanca:
ER ließ beide Meere aufeinandertreffen,
Rusça:
Он смешал два моря, которые встречаются друг с другом.
Açıklama:

beynehümâ berzeḫul lâ yebgiyân.
Arapça:
بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ
Türkçe:
Bir ayırıcı var aralarında; kendi sınırlarını aşmıyorlar.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar.
Diyanet Vakfı:
Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar.
İngilizce:
Between them is a Barrier which they do not transgress:
Fransızca:
il y a entre elles une barrière qu'elles ne dépassent pas .
Almanca:
zwischen beiden gibt es eine Trennung, sie vermischen sich nicht.
Rusça:
Между ними существует преграда, которую они не могут преступить.
Açıklama:

febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Arapça:
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Türkçe:
Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Diyanet Vakfı:
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
İngilizce:
Then which of the favours of your Lord will ye deny?
Fransızca:
Lequel donc des bienfaits de votre Seigneur nierez-vous ?
Almanca:
Also welche von den Wohltaten eures HERRN leugnet ihr beide ab?!
Rusça:
Какую же из милостей вашего Господа вы считаете ложью?
Açıklama:

yaḫrucü minhüme-llü'lüü velmercân.
Arapça:
يَخْرُجُ مِنْهُمَا اللُّؤْلُؤُ وَالْمَرْجَانُ
Türkçe:
Çıkıyor onlardan inci ile mercan.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
İkisinden de inci ve mercan çıkar.
Diyanet Vakfı:
İkisinden de inci ve mercan çıkar.
İngilizce:
Out of them come Pearls and Coral:
Fransızca:
De ces deux [mers]: sortent la perle et le corail.
Almanca:
Aus beiden kommen Perlen und Korallen hervor.
Rusça:
Из них обоих вылавливают жемчуг и кораллы.
Açıklama:

febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Arapça:
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Türkçe:
Peki Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan?
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Diyanet Vakfı:
Şimdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
İngilizce:
Then which of the favours of your Lord will ye deny?
Fransızca:
Lequel donc des bienfaits de votre Seigneur nierez-vous ?
Almanca:
Also welche von den Wohltaten eures HERRN leugnet ihr beide ab?!
Rusça:
Какую же из милостей вашего Господа вы считаете ложью?
Açıklama:

velehü-lcevâri-lmünşeâtü fi-lbaḥri kel'a`lâm.
Arapça:
وَلَهُ الْجَوَارِ الْمُنشَآتُ فِي الْبَحْرِ كَالْأَعْلَامِ
Türkçe:
Denizde koca dağlar gibi akıp giden o görkemli gemiler de O'nundur.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler de onundur.
Diyanet Vakfı:
Denizde yüce dağlar gibi yükselen gemiler de O'nundur.
İngilizce:
And His are the Ships sailing smoothly through the seas, lofty as mountains:
Fransızca:
A Lui appartiennent les vaisseaux élevés sur la mer comme des montagnes;
Almanca:
Und Ihm gehören die gebauten Fahrenden auf dem Meer wie die Berge.
Rusça:
Ему принадлежат плывущие по морю с поднятыми парусами корабли, подобные горам.
Açıklama:

febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Arapça:
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Türkçe:
Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Diyanet Vakfı:
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
İngilizce:
Then which of the favours of your Lord will ye deny?
Fransızca:
Lequel donc des bienfaits de votre Seigneur nierez-vous ?
Almanca:
Also welche von den Wohltaten eures HERRN leugnet ihr beide ab?!
Rusça:
Какую же из милостей вашего Господа вы считаете ложью?
Açıklama:

küllü men `aleyhâ fân.
Arapça:
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
Türkçe:
Yer üzerinde bulunan herkes yok olacaktır.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Yer üzerinde bulunan her şey fânidir.
Diyanet Vakfı:
Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacak.
İngilizce:
All that is on earth will perish:
Fransızca:
Tout ce qui est sur elle [la terre] doit disparaître,
Almanca:
Alles, was auf ihr (der Erde) ist, vergeht,
Rusça:
Все на ней (земле) смертны.
Açıklama:

veyebḳâ vechü rabbike ẕü-lcelâli vel'ikrâm.
Arapça:
وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Türkçe:
Sadece o bağış ve celal sahibi Rabbinin yüzü kalacaktır.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zâtı) baki kalacaktır.
Diyanet Vakfı:
Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacak.
İngilizce:
But will abide (for ever) the Face of thy Lord,- full of Majesty, Bounty and Honour.
Fransızca:
[Seule] subsistera La Face [Wajh] de ton Seigneur, plein de majesté et de noblesse.
Almanca:
und es bleibt dein HERR, Der mit der Majestät und der Würde.
Rusça:
Вечен лишь Лик Господа твоего, обладающий величием и великодушием.
Açıklama:
Sayfalar
