3881 |
449 |
37 |
93 |
23 |
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًا بِالْيَمِينِ |
ferâga `aleyhim ḍarbem bilyemîn. |
Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu. |
And he turned upon them a blow with [his] right hand. |
Sayfa 449, Cuz 23, الصافات, As-Saaffat—الصافات |
3882 |
449 |
37 |
94 |
23 |
فَأَقْبَلُوا إِلَيْهِ يَزِفُّونَ |
feaḳbelû ileyhi yeziffûn. |
Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler. |
Then the people came toward him, hastening. |
Sayfa 449, Cuz 23, الصافات, As-Saaffat—الصافات |
3883 |
449 |
37 |
95 |
23 |
قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ |
ḳâle eta`büdûne mâ tenḥitûn. |
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır." |
He said, "Do you worship that which you [yourselves] carve, |
Sayfa 449, Cuz 23, الصافات, As-Saaffat—الصافات |
3884 |
449 |
37 |
96 |
23 |
وَاللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ |
vellâhü ḫaleḳaküm vemâ ta`melûn. |
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır." |
While Allah created you and that which you do?" |
Sayfa 449, Cuz 23, الصافات, As-Saaffat—الصافات |
3885 |
449 |
37 |
97 |
23 |
قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَانًا فَأَلْقُوهُ فِي الْجَحِيمِ |
ḳâlü-bnû lehû bünyânen feelḳûhü fi-lceḥîm. |
Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler. |
They said, "Construct for him a furnace and throw him into the burning fire." |
Sayfa 449, Cuz 23, الصافات, As-Saaffat—الصافات |
3886 |
449 |
37 |
98 |
23 |
فَأَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْأَسْفَلِينَ |
feerâdû bihî keyden fece`alnâhümü-l'esfelîn. |
Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik. |
And they intended for him a plan, but We made them the most debased. |
Sayfa 449, Cuz 23, الصافات, As-Saaffat—الصافات |
3887 |
449 |
37 |
99 |
23 |
وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهْدِينِ |
veḳâle innî ẕâhibün ilâ rabbî seyehdîn. |
İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi. |
And [then] he said, "Indeed, I will go to [where I am ordered by] my Lord; He will guide me. |
Sayfa 449, Cuz 23, الصافات, As-Saaffat—الصافات |
3888 |
449 |
37 |
100 |
23 |
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ |
rabbi heb lî mine-ṣṣâliḥîn. |
Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver diye yalvardı. |
My Lord, grant me [a child] from among the righteous." |
Sayfa 449, Cuz 23, الصافات, As-Saaffat—الصافات |
3889 |
449 |
37 |
101 |
23 |
فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ |
febeşşernâhü bigulâmin ḥalîm. |
Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik. |
So We gave him good tidings of a forbearing boy. |
Sayfa 449, Cuz 23, الصافات, As-Saaffat—الصافات |
3890 |
449 |
37 |
102 |
23 |
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَىٰ فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِي إِن شَاءَ اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ |
felemmâ belega me`ahü-ssa`ye ḳâle yâ büneyye innî erâ fi-lmenâmi ennî eẕbeḥuke fenżur mâẕâ terâ. ḳâle yâ ebeti-f`al mâ tü'mer. setecidünî in şâe-llâhü mine-ṣṣâbirîn. |
Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi. |
And when he reached with him [the age of] exertion, he said, "O my son, indeed I have seen in a dream that I [must] sacrifice you, so see what you think." He said, "O my father, do as you are commanded. You will find me, if Allah wills, of the steadfast." |
Sayfa 449, Cuz 23, الصافات, As-Saaffat—الصافات |