Kur'an Ayetleri

Sûre No: 

21

Sûredeki Ayet No: 

95

Ayet No: 

2578

Sayfa No: 

330

Nüzûl Yeri: 

Arapça: 

وَحَرَامٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ

Çeviriyazı: 

veḥarâmün `alâ ḳaryetin ehleknâhâ ennehüm lâ yerci`ûn.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır: 

Yok ettiğimiz bir memleket (ahalisinin ahiretteki cezasını da çekmek üzere) bize dönmemesi gerçekten imkansızdır.

Diyanet İşleri: 

Yok ettiğimiz kasaba halkının ahirette ceza görmek üzere Bize dönmemesi imkansızdır.

Abdulbakî Gölpınarlı: 

Helak ettiğimiz bir şehir halkının, dönüp bizim tapımıza gelmemesine imkan yok.

Şaban Piriş: 

Helâk ettiğimiz bir belde halkının da (bize) dönmemesi imkansızdır

Edip Yüksel: 

Helak ettiğimiz bir toplumun tekrar dönmesi yasaktır.

Ali Bulaç: 

Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler.

Suat Yıldırım: 

İmha ettiğimiz bir memleket halkının, mahşerde huzurumuza gelmemesi mümkün değildir.

Ömer Nasuhi Bilmen: 

Ve kendisini helâk ettiğimiz bir belde (ahalisi) için memnudur ki, onlar dönmeyecekler olsunlar.

Yaşar Nuri Öztürk: 

Helâk ettiğimiz bir kente/medeniyete yaşamak haram edilmiştir. Onlar bir daha geri dönemezler.

Bekir Sadak: 

Yaptiklarina karsilik katimizdan kendileri icin iyi seyler yazilmis olanlar, iste onlar cehennemden uzak tutulanlardir.

İbni Kesir: 

Helak ettiğimiz kasaba halkına da haramdır. Onlar geri dönmezler.

Adem Uğur: 

Helâk ettiğimiz bir belde için artık (yeniden mâmur olmak) imkânsızdır

İskender Ali Mihr: 

Ve helâk ettiğimiz bir kasaba halkının, oraya dönmesi (yeniden hayata getirilmesi) haramdır (imkânsızdır).

Celal Yıldırım: 

Yok etmemiz gereken kasaba halkının (yok olduktan sonra dünyaya dönmesi veya yok olma noktasına geldikten sonra pişmanlık duyup tevbe ederek) dönüş yapması haramdır, (mümkün değildir).

Tefhim ul Kuran: 

Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkânsız (haram)dır

Fransızca: 

Il est défendu [aux habitants] d'une cité que Nous avons fait périr de revenir [à la vie d'ici-bas] !

İspanyolca: 

Cuando destruimos una ciudad, les está prohibido a sus habitantes regresar a ella,

İtalyanca: 

[Agli abitanti] delle città che facemmo perire è vietato ritornare [al mondo]

Almanca: 

Und haram ist es für eine Ortschaft, die WIR zugrunde richteten, sie kehren nicht zurück.

Çince: 

我所毁灭的市镇,想复返人世,那是不可能的。

Hollandaca: 

Een onverbreekbare vloek ligt op iedere stad, welke wij verwoest zullen hebben, opdat zij niet weder in de wereld terugkeere.

Rusça: 

Запрет лежит на селениях, которые Мы погубили, и они не вернутся,

Somalice: 

Waxaa ka Reebban Magaalo aan Halaagnay inay soo Noqoto «Soo bixin ka hor».

Swahilice: 

Na haiwi kwa wana-mji tulio uangamiza, ya kwamba hawatarejea,

Uygurca: 

بىز ھالاك قىلغان شەھەر (ئاھالىسى) نىڭ دۇنياغا قايتىشى مۇمكىن ئەمەس

Japonca: 

われが滅ぼした都市には禁令が(強制的に)あって,かれらは帰って来られないであろう。

Arapça (Ürdün): 

«وحرام على قرية أهلكناها» أريد أهلها «أنهم لا» زائدة «يرجعون» أي ممتنع رجوعهم إلى الدنيا.

Hintçe: 

और जिस बस्ती को हमने तबाह कर डाला मुमकिन नहीं कि वह लोग क़यामत के दिन हिरफिर के से (हमारे पास) न लौटे

Tayca: 

และเป็นที่ห้ามแก่ชาวเมือง ที่เราได้ทำลายเมืองนั้นแล้วว่า แน่นอนพวกเขาจะไม่กลับฟื้นคืนชีพขึ้นมาอีก

İbranice: 

כל עיר אשר הכחדנו, תושביה לא יחזרו אליה

Hırvatça: 

A dopušteno nije da se stanovnici bilo kojeg naselja koje smo Mi uništili vrate!

Rumence: 

Un blestem este asupra fiecărei cetăţi pe care am nimicit-o ca ei să nu se mai întoarcă acolo

Transliteration: 

Waharamun AAala qaryatin ahlaknaha annahum la yarjiAAoona

Türkçe: 

Helâk ettiğimiz bir kente/medeniyete yaşamak haram edilmiştir. Onlar bir daha geri dönemezler.

Sahih International: 

And there is prohibition upon [the people of] a city which We have destroyed that they will [ever] return

İngilizce: 

But there is a ban on any population which We have destroyed: that they shall not return,

Azerbaycanca: 

Məhv etdiyimiz hər hansı bir məmləkət əhlinin (qiyamət qopana qədər tövbə etmək üçün bir də dünyaya, yaxud haqq dinə) qayıtması mümkün deyildir (haramdır).

Süleyman Ateş: 

Helak ettiğimiz bir ülkeye artık (yaşamak) haramdır: Onlar bir daha geri dönemezler.

Diyanet Vakfı: 

Helak ettiğimiz bir belde için artık (yeniden mamur olmak) imkansızdır; çünkü onlar geri dönemeyeceklerdir.

Erhan Aktaş: 

Yok ettiğimiz bir kent halkının geri dönmesi harâmdır.(1) Onlar bir daha geri dönemezler.

Kral Fahd: 

Helak ettiğimiz ülke (halkı) nin (kıyâmete kadar dünyaya tekrar) dönmeleri mümkün değildir.

Hasan Basri Çantay: 

Helak etdiğimiz bir memleket (ahâlisinin) hakıykaten (mahşere) dönmemeleri imkânsızdır.

Muhammed Esed: 

Bu bakımdan, yok etmeye karar verdiğimiz herhangi bir toplumun, (tuttuğu günahkarca yoldan) bir daha geri dönmesi asla mümkün değildir!

Gültekin Onan: 

Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır

Ali Fikri Yavuz: 

Helâk ettiğimiz bir memleket halkına mümkün değildir, artık onlar tevbeye dönemezler.

Portekizce: 

Está proibido o ressurgimento de toda população que temos destruído; seus integrantes não retornarão,

İsveççe: 

En undantagslös regel föreskriver att inget folk, som Vi har dömt till undergång [därför att de framhärdade i att förneka sanningen], får återvända [till jorden],

Farsça: 

و بر [اهل] شهری که نابودشان کردیم، محال است که [در قیامت به سوی ما] باز نگردند.

Kürtçe: 

وە حەرامە و قەدەغەیە و ناشێت بۆ خەڵکی ئەو گوند وشارانەی کە کاولمان کردن و لەناومان بردن کەجارێکی تر بگەڕێنەوە (بۆ دونیا)

Özbekçe: 

Биз ҳалок қилган қишлоқ-шаҳарларнинг қайтмаслиги ҳаромдир. (Бу дунёдаги гуноҳлари учун йўқотиб юборилган шаҳар-қишлоқларнинг аҳолиси қиёмат куни жазоларини олиш учун қайтариладилар. Уларнинг қайтмасликлари мумкин эмас.)

Malayca: 

Dan mustahil kepada penduduk sesebuah negeri yang Kami binasakan, bahawa mereka tidak akan kembali (kepada Kami untuk menerima balasan di akhirat kelak).

Arnavutça: 

Dhe e pamundur është, që banorët e një vendi të cilët i kemi zhdukur, Na, të mos kthehen (te Ne, në Ditën e Kijametit).

Bulgarca: 

И възбранено е на всяко селище, което сме погубили, да се завърне [на земята].

Sırpça: 

А немогуће је да се становници било којег насеља које смо Ми уништили поново врате на овај свет!

Çekçe: 

A je zakázáno městu každému, jež jsme zahubili, aby se obyvatelé jeho v ně navrátili,

Urduca: 

اور ممکن نہیں ہے کہ جس بستی کو ہم نے ہلاک کر دیا ہو وہ پھر پلٹ سکے

Tacikçe: 

Ва деҳаеро, ки ба ҳалокат расонидаем, муҳол аст, ки бозгаште дошта бошанд.

Tatarca: 

Без һәлак иткән шәһәр кешеләренең дөньяга кайтмаклары хәрамдыр.

Endonezyaca: 

Sungguh tidak mungkin atas (penduduk) suatu negeri yang telah Kami binasakan, bahwa mereka tidak akan kembali (kepada Kami).

Amharca: 

ባጠፋናትም ከተማ ላይ እነሱ (ወደኛ) የማይመለሱ መኾናቸው እብለት ነው፤ (ይመለሳሉ)፡፡

Tamilce: 

நாம் அழித்த (அந்த) ஊர் (மக்கள்) மீது உறுதியாகி விட்டது, “நிச்சயமாக அவர்கள் (நேர்வழியின் பக்கம்) திரும்ப மாட்டார்கள்.” (ஆகவேதான் அவர்கள் அழிக்கப்பட்டார்கள்.)

Korece: 

우리가 멸망시킨 고을이 있 나니 고을을 다시 일어나지 못하 노라

Vietnamca: 

Và một lệnh cấm đã được ban hành cho (dân của) mỗi thị trấn mà TA đã tiêu diệt rằng họ sẽ không trở lại (thế gian để được quay lại sám hối).