Sayfa 261

 
00:00

mühti`îne muḳni`î ruûsihim lâ yerteddü ileyhim ṭarfühüm. veef'idetühüm hevâ'.

Arapça:

مُهْطِعِينَ مُقْنِعِي رُءُوسِهِمْ لَا يَرْتَدُّ إِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْ ۖ وَأَفْئِدَتُهُمْ هَوَاءٌ

Türkçe:

Başlarını dikerek koşuşurlar. Bakışları kendilerine dönmez. Yürekleri tamamen boşalmıştır.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O gün, başlarını dikerek koşacaklar, gözleri kendilerine bile dönmeyecek ve gönülleri bomboş kalacaktır.

Diyanet Vakfı:

Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.

İngilizce:

They running forward with necks outstretched, their heads uplifted, their gaze returning not towards them, and their hearts a (gaping) void!

Fransızca:

Ils courront [suppliant], levant la tête, les yeux hagards et les coeurs vides.

Almanca:

Sie werden ängstlich hineilen mit hochgehaltenen Köpfen, ohne daß ihre Wimpern dabei auch nur zucken. Und sie sind verwirrt.

Rusça:

Они будут спешить с запрокинутыми головами. Взоры не будут возвращаться к ним, а их сердца будут опустошены (переполнены страхом и лишены всех иных чувств).

Açıklama:
 
00:00

veenẕiri-nnâse yevme ye'tîhimü-l`aẕâbü feyeḳûlü-lleẕîne żalemû rabbenâ eḫḫirnâ ilâ ecelin ḳarîbin nücib da`veteke venettebi`i-rrusül. evelem tekûnû aḳsemtüm min ḳablü mâ leküm min zevâl.

Arapça:

وَأَنذِرِ النَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ الْعَذَابُ فَيَقُولُ الَّذِينَ ظَلَمُوا رَبَّنَا أَخِّرْنَا إِلَىٰ أَجَلٍ قَرِيبٍ نُّجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ الرُّسُلَ ۗ أَوَلَمْ تَكُونُوا أَقْسَمْتُم مِّن قَبْلُ مَا لَكُم مِّن زَوَالٍ

Türkçe:

İnsanları, azabın kendilerine ulaşacağı gün konusunda uyar. O gün, zalimler şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar geri bırak da çağrına cevap verip resullere uyalım." Daha önce siz, kendiniz için çöküş ve bitiş yoktur diye yemin etmediniz mi?

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Ey Peygamber! İnsanları, azabın geleceği gün ile korkut. O gün, zalimler şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir zamana kadar ertele de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım." Onlara: "Daha önce ahirete intikal etmeyeceğinize dair yemin etmemiş miydiniz?" denilir.

Diyanet Vakfı:

Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: "Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tabi olalım" diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) "Daha önce, sizin için bir zeval olmadığına, yemin etmemiş miydiniz? "

İngilizce:

So warn mankind of the Day when the Wrath will reach them: then will the wrong-doers say: "Our Lord! respite us (if only) for a short term: we will answer Thy call, and follow the messengers!" "What! were ye not wont to swear aforetime that ye should suffer no decline?

Fransızca:

Et avertis les gens du jour où le châtiment les atteindra et ceux qui auront été injustes diront : "ô notre Seigneur accorde-nous un court délai, nous répondrons à Ton appel et suivront les messagers". - N'avez-vous pas juré auparavant que vous ne deviez jamais disparaître ?

Almanca:

Und warne die Menschen vor einem Tag, an dem ihnen die Peinigung zuteil wird, dann werden diejenigen, die Unrecht begingen, sagen: "Unser HERR! Halte uns für eine kurze Zeit zurück, dann werden wir Deiner Botschaft annehmen und den Gesandten folgen." Habt ihr etwa vorher nicht zu schwören gepflegt, daß ihr nicht vergehen würdet?!

Rusça:

Предостерегай людей от того дня, когда к ним явятся мучения. Тогда те, которые поступали несправедливо, скажут: "Господь наш! Дай нам отсрочку на маленький срок, и мы ответим на Твой призыв и последуем за посланниками". Им будет сказано: "Разве раньше вы не клялись, что не покинете земной мир?

Açıklama:
 
00:00

vesekentüm fî mesâkini-lleẕîne żalemû enfüsehüm vetebeyyene leküm keyfe fe`alnâ bihim veḍarabnâ lekümü-l'emŝâl.

Arapça:

وَسَكَنتُمْ فِي مَسَاكِنِ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَنفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ الْأَمْثَالَ

Türkçe:

Siz de o kendilerine zulmetmiş olanların barınaklarında oturmuştunuz. Onlara nasıl davrandığımız size açık-seçik belli olmuştu. Size örnekler de vermiştik.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Siz, kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl azab ettiğimiz size apaçık belli oldu. Ve size misaller de vermiştik.

Diyanet Vakfı:

"(Sizden önce) kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl muamele ettiğimiz size apaçık belli oldu. Ve size misaller de verdik."

İngilizce:

And ye dwelt in the dwellings of men who wronged their own souls; ye were clearly shown how We dealt with them; and We put forth (many) parables in your behoof!

Fransızca:

Et vous avez habité, les demeures de ceux qui s'étaient fait du tord à eux-mêmes. Il vous est apparu en toute évidence comment Nous les avions traité et Nous vous avons cité les exemples.

Almanca:

Und ihr habt euch in den Wohnstätten derjenigen niedergelassen, die gegen sich selbst Unrecht begingen, und euch wurde ersichtlich, was WIR mit ihnen machten, und WIR prägten euch noch die Gleichnisse.

Rusça:

Вы обитали в жилищах тех, которые были несправедливы к себе. Вам было ясно, как Мы поступили с ними, и Мы приводили вам притчи".

Açıklama:
 
00:00

veḳad mekerû mekrahüm ve`inde-llâhi mekruhüm. vein kâne mekruhüm litezûle minhü-lcibâl.

Arapça:

وَقَدْ مَكَرُوا مَكْرَهُمْ وَعِندَ اللَّهِ مَكْرُهُمْ وَإِن كَانَ مَكْرُهُمْ لِتَزُولَ مِنْهُ الْجِبَالُ

Türkçe:

Tuzaklarını kurmuşlardı ama Allah katında da onlar için tuzak var. Zaten onların tuzakları dağları yerinden oynatacak türden olsa neye yarar!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Gerçekten onlar çeşitli hileler ve tuzaklar kurdular. Allah katında da onlara hilelerine karşı azab var; isterse onların hileleri dağları yerinden oynatacak olsun

Diyanet Vakfı:

Hilelerinin cezası Allah katında (malum) iken, onlar, tuzaklarını kurmuşlardı. Halbuki onların hileleriyle dağlar yerinden gidecek değildi!

İngilizce:

Mighty indeed were the plots which they made, but their plots were (well) within the sight of Allah, even though they were such as to shake the hills!

Fransızca:

Ils ont certes comploté. Or leur complot est (inscrit) auprès d'Allah même si leur complot était assez puissant pour faire disparaître les montagnes...

Almanca:

Und bereits haben sie ihre Intrigen geplant. Doch bei ALLAH sind ihre Intrigen bekannt, und obgleich ihre Intrigen so (heftig) waren, daß davon die Berge vergehen würden.

Rusça:

Они строили свои козни, но их козни были у Аллаха. А ведь козни эти могли сдвинуть горы (или не могли сдвинуть горы).

Açıklama:
 
00:00

felâ taḥsebenne-llâhe muḫlife va`dihî rusüleh. inne-llâhe `azîzün ẕü-ntiḳâm.

Arapça:

فَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ مُخْلِفَ وَعْدِهِ رُسُلَهُ ۗ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍ

Türkçe:

Sakın Allah'ı, resullerine verdiği söze ters düşer sanma. Allah Azîz'dir, intikam da alır.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O halde sakın Allah'ın peygamberlerine olan vaadinden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah her şeye galiptir, intikam sahibidir.

Diyanet Vakfı:

O halde, sakın Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Çünkü Allah mutlak üstündür, kimsenin yaptığını yanına bırakmaz.

İngilizce:

Never think that Allah would fail his messengers in His promise: for Allah is Exalted in power, - the Lord of Retribution.

Fransızca:

Ne pense point qu'Allah manque à Sa Promesse envers Ses messagers. Certes Allah est Tout Puissant et Détenteur du pouvoir de punir,

Almanca:

Und denke niemals, daß ALLAH Sein Versprechen Seinen Gesandten gegenüber bricht. Gewiß, ALLAH ist allwürdig, vergeltungsübend.

Rusça:

Не думай, что Аллах нарушает обещания, данные Своим посланникам. Воистину, Аллах - Могущественный, Способный на возмездие.

Açıklama:
 
00:00

yevme tübeddelü-l'arḍu gayra-l'arḍi vessemâvâtü veberazû lillâhi-lvâḥidi-lḳahhâr.

Arapça:

يَوْمَ تُبَدَّلُ الْأَرْضُ غَيْرَ الْأَرْضِ وَالسَّمَاوَاتُ ۖ وَبَرَزُوا لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ

Türkçe:

O gün yerküre başka bir yerküreye dönüştürülür. Gökler de öyle. Hepsi o Vâhid ve Kahhâr olan Allah'ın huzurunda dikilir.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O gün yeryüzü bir başka yere, gökler, başka göklere çevirilecek ve bütün varlıklar, kabirlerinden çıkıp bir ve gücüne karşı durulmaz olan Allah'ın huzuruna toplanacaklardır.

Diyanet Vakfı:

Yer başka bir yer, gökler de (başka gökler) haline getirildiği, (insanlar) bir ve gücüne karşı durulamaz olan Allah'ın huzuruna çıktıkları gün (Allah bütün zalimlerin cezasını verecektir).

İngilizce:

One day the earth will be changed to a different earth, and so will be the heavens, and (men) will be marshalled forth, before Allah, the One, the Irresistible;

Fransızca:

au jour où la terre sera remplacée par une autre, de même que les cieux et où (les hommes) comparaîtront devant Allah, l'Unique, Le Dominateur Suprême.

Almanca:

An dem Tag, wenn die Erde in eine andere Erde verwandelt wird sowie die Himmel. Dann werden sie treten vor ALLAH, Den Einzigen, Den Allbezwingenden.

Rusça:

В тот день земля будет заменена другой, равно как и небеса, и они предстанут перед Аллахом, Единственным, Могущественным.

Açıklama:
 
00:00

vetera-lmücrimîne yevmeiẕim müḳarranîne fi-l'aṣfâd.

Arapça:

وَتَرَى الْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ مُّقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ

Türkçe:

O gün suçluların, birbirine perçinlenmiş bukağılarla çengellendiklerini görürsün.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O gün, suçluların zincire vurulmuş olduğunu görürsün.

Diyanet Vakfı:

O gün, günahkarların zincire vurulmuş olduğunu görürsün.

İngilizce:

And thou wilt see the sinners that day bound together in fetters;-

Fransızca:

Et ce jour-là, tu verras les coupables, enchaînés les uns aux autres,

Almanca:

Dann wirst du sehen die schwer Verfehlenden an diesem Tag in Fesseln gebündelt.

Rusça:

В тот день ты увидишь грешников, закованных в цепи.

Açıklama:
 
00:00

serâbîlühüm min ḳaṭirâniv vetagşâ vucûhehümü-nnâr.

Arapça:

سَرَابِيلُهُم مِّن قَطِرَانٍ وَتَغْشَىٰ وُجُوهَهُمُ النَّارُ

Türkçe:

Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini ateş bürümüştür.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Gömlekleri katrandandır ve yüzlerini ateş kaplar.

Diyanet Vakfı:

Onların gömlekleri katrandandır, yüzlerini de ateş bürümektedir.

İngilizce:

Their garments of liquid pitch, and their faces covered with Fire;

Fransızca:

leurs tuniques seront de goudron et le feu couvrira leurs visages.

Almanca:

Ihre Kleidung wird aus Qatiran sein. Und das Feuer wird ihre Gesichter einhüllen.

Rusça:

Их одеяние будет из смолы, а их лица будут покрыты Огнем.

Açıklama:
 
00:00

liyecziye-llâhü külle nefsim mâ kesebet. inne-llâhe serî`u-lḥisâb.

Arapça:

لِيَجْزِيَ اللَّهُ كُلَّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ ۚ إِنَّ اللَّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ

Türkçe:

Çünkü Allah, her benliği kendi kazandığıyla karşı karşıya getirecektir. Allah, hesabı çok çabuk görür.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Çünkü Allah, herkesi kazandığı ile cezalandıracaktır. Gerçekten Allah, hesabı çabuk görendir.

Diyanet Vakfı:

Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için (onları diriltecektir.) Kuşkusuz Allah, hesabı çabuk görendir.

İngilizce:

That Allah may requite each soul according to its deserts; and verily Allah is swift in calling to account.

Fransızca:

(Tout cela) afin qu'Allah rétribue chaque âme de ce qu'elle aura acquis. Certes Allah est prompt dans Ses comptes.

Almanca:

Zweifelsohne, ALLAH wird jeder Seele vergelten, was sie sich erworben hat. Gewiß, ALLAH ist schnell im Zur-Rechenschaft-Ziehen.

Rusça:

Аллах воздаст каждой душе то, что она приобрела. Воистину, Аллах скор в расчете.

Açıklama:
 
00:00

hâẕâ belâgul linnâsi veliyünẕerû bihî veliya`lemû ennemâ hüve ilâhüv vâḥidüv veliyeẕẕekkera ülü-l'elbâb.

Arapça:

هَٰذَا بَلَاغٌ لِّلنَّاسِ وَلِيُنذَرُوا بِهِ وَلِيَعْلَمُوا أَنَّمَا هُوَ إِلَٰهٌ وَاحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ أُولُو الْأَلْبَابِ

Türkçe:

İşte bu, onunla uyarılsınlar, Allah'ın tek ilah olduğunu bilsinler, aklı ve gönlü işleyenler de ibret alsınlar diye, insanlara yöneltilmiş bir tebliğdir.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Bu Kur'ân, kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir.

Diyanet Vakfı:

İşte bu (Kur'an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek Tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir.

İngilizce:

Here is a Message for mankind: Let them take warning therefrom, and let them know that He is (no other than) One Allah: let men of understanding take heed.

Fransızca:

Ceci est un message (le Coran) pour les gens afin qu'ils soient avertis, qu'ils sachent qu'Ils n'est qu'un Dieu unique, et pour que les doués d'intelligence s'exhortent.

Almanca:

Dies ist eine Erklärung für dieMenschen, damit sie mit ihr gewarnt werden, damit sie wissen, daß ER nur ein einziger Gott ist, und damit die Verständigen sich entsinnen.

Rusça:

Это - послание к человечеству. Пусть их увещевают им, и пусть они знают, что Он - Единственный Бог, и пусть задумаются обладающие разумом.

Açıklama:
Sayfa 261 beslemesine abone olun.