Hizb 31

 
00:00

kellâ. seyekfürûne bi`ibâdetihim veyekûnûne `aleyhim ḍiddâ.

Arapça:

كَلَّا ۚ سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا

Türkçe:

Hayır, hayır! Onlar, onların ibadetlerini inkâr edecekler ve onların aleyhinde düşman kesilecekler.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Hayır, (zannettikleri gibi değil) tapındıkları ilâhlar onların ibadetlerini inkâr edecekler ve aleyhlerine dönüp düşman olacaklardır.

Diyanet Vakfı:

Hayır, hayır! (Taptıkları), onların ibadetlerini tanımayacaklar ve onlara hasım olacaklar.

İngilizce:

Instead, they shall reject their worship, and become adversaries against them.

Fransızca:

Bien au contraire ! [ces divinités] renieront leur adoration et seront pour eux des adversaires.

Almanca:

Bestimmt nicht! Sie werden ihrer Anbetung gegenüber Kufr betreiben und werden ihre Kontrahenten sein.

Rusça:

Но нет! Они отрекутся от поклонения им и станут их противниками.

Açıklama:
 
00:00

elem tera ennâ erselne-şşeyâṭîne `ale-lkâfirîne teüzzühüm ezzâ.

Arapça:

أَلَمْ تَرَ أَنَّا أَرْسَلْنَا الشَّيَاطِينَ عَلَى الْكَافِرِينَ تَؤُزُّهُمْ أَزًّا

Türkçe:

Görmedin mi biz, şeytanları inkârcıların üzerine salmışız da onları oynatıp kıvırttırıyorlar.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Görmedin mi? Biz şeytanları o kâfirler üzerine musallat ettik. Onları (günaha) kışkırtıp duruyorlar.

Diyanet Vakfı:

(Resulüm!) Görmedin mi? Biz, kafirlerin üzerine, kendilerini iyice (isyankarlığa) sevkeden şeytanları gönderdik.

İngilizce:

Seest thou not that We have set the Evil Ones on against the unbelievers, to incite them with fury?

Fransızca:

N'as-tu pas vu que Nous avons envoyé contre les mécréants des diables qui les excitent furieusement [à désobéir] ?

Almanca:

Weißt du etwa nicht, daß WIR die Satane zu den Kafir schickten, damit sie diese ständig aufhetzen?!

Rusça:

Разве ты не видишь, что Мы послали к неверующим дьяволов, чтобы те подстрекали их?

Açıklama:
 
00:00

felâ ta`cel `aleyhim. innemâ ne`uddü lehüm `addâ.

Arapça:

فَلَا تَعْجَلْ عَلَيْهِمْ ۖ إِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَدًّا

Türkçe:

Onlar için acele etme. Biz onlar için günleri teker teker sayıyoruz.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Öyleyse onların hemen azaba uğratılmalarını isteme. Biz onların (ecel) günlerini sayıyoruz.

Diyanet Vakfı:

Öyle ise onlar hakkında acele etme. Biz onlar için (günlerini) teker teker sayıyoruz.

İngilizce:

So make no haste against them, for We but count out to them a (limited) number (of days).

Fransızca:

Ne te hâte donc pas contre eux : Nous tenons un compte précis de [tous leurs actes].

Almanca:

So hab keine Eile mit ihnen! Denn WIR zählen ihnen nur noch ihre Tage auf.

Rusça:

Посему не торопись с ними! Мы ведем для них счет.

Açıklama:
 
00:00

yevme naḥşüru-lmütteḳîne ile-rraḥmâni vefdâ.

Arapça:

يَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّقِينَ إِلَى الرَّحْمَٰنِ وَفْدًا

Türkçe:

Gün olur, o sakınanları biz, Rahman'ın huzurunda heyet halinde toplarız.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O gün, takva sahiplerini, heyet olarak Rahmân'ın huzuruna toplayacağız.

Diyanet Vakfı:

Takva sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'ın huzurunda toplayacağımız gün.

İngilizce:

The day We shall gather the righteous to (Allah) Most Gracious, like a band presented before a king for honours,

Fransızca:

(Rappelle-toi) le jour où Nous rassemblerons les pieux sur des montures et en grande pompe, auprès du Tout Miséricordieux,

Almanca:

(Und erinnere) an den Tag, wenn WIR die Muttaqi vor Dem Allgnade Erweisenden in Delegation versammeln,

Rusça:

В тот день Мы соберем благочестивых перед Милостивым почтенной делегацией,

Açıklama:
 
00:00

venesûḳu-lmücrimîne ilâ cehenneme virdâ.

Arapça:

وَنَسُوقُ الْمُجْرِمِينَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وِرْدًا

Türkçe:

Suçluları da susuz ve yaya olarak cehenneme sevk ederiz.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Suçluları da susuz olarak cehenneme süreceğiz.

Diyanet Vakfı:

Günahkarları da susuz olarak cehenneme süreceyiz.

İngilizce:

And We shall drive the sinners to Hell, like thirsty cattle driven down to water,-

Fransızca:

et pousserons les criminels à l'Enfer comme (un troupeau) à l'abreuvoir,

Almanca:

und die schwer Verfehlenden als Herde zu Dschahannam treiben.

Rusça:

а грешников погоним в Геенну, словно на водопой.

Açıklama:
 
00:00

lâ yemlikûne-şşefâ`ate illâ meni-tteḫaẕe `inde-rraḥmâni `ahdâ.

Arapça:

لَّا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ إِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِندَ الرَّحْمَٰنِ عَهْدًا

Türkçe:

Rahman katında söz almış olandan başkaları şefaat imkânı bulamazlar.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

(O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.

Diyanet Vakfı:

O gün Rahman (olan Allah)'ın nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefaata güçleri yetmeyecektir.

İngilizce:

None shall have the power of intercession, but such a one as has received permission (or promise) from (Allah) Most Gracious.

Fransızca:

ils ne disposeront d'aucune intercession, sauf celui qui aura pris un engagement avec le Tout Miséricordieux.

Almanca:

Sie verfügen über keine Fürbitte, sondern nur diejenigen, die eine Abmachung mit Dem Allgnade Erweisenden trafen.

Rusça:

Никто не обретет права заступничества, кроме тех, у кого был завет с Аллахом.

Açıklama:
 
00:00

veḳâlü-tteḫaẕe-rraḥmânü veledâ.

Arapça:

وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَٰنُ وَلَدًا

Türkçe:

"Rahman çocuk edindi." dediler.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

(Yahudilerle hıristiyanlar) "Rahmân, çocuk edindi" dediler.

Diyanet Vakfı:

"Rahman çocuk edindi" dediler.

İngilizce:

They say: "(Allah) Most Gracious has begotten a son!"

Fransızca:

Et ils ont dit : "Le Tout Miséricordieux S'est attribué un enfant ! "

Almanca:

Und sie sagten: "Der Allgnade Erweisende hat sich einen Sohn genommen."

Rusça:

Они говорят: "Милостивый взял Себе сына".

Açıklama:
 
00:00

leḳad ci'tüm şey'en iddâ.

Arapça:

لَّقَدْ جِئْتُمْ شَيْئًا إِدًّا

Türkçe:

Yemin olsun ki siz, çok çirkin bir iddiada bulundunuz.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Yemin olsun ki, siz çok çirkin bir şey söylediniz.

Diyanet Vakfı:

Hakikaten siz, pek çirkin bir şey ortaya attınız.

İngilizce:

Indeed ye have put forth a thing most monstrous!

Fransızca:

Vous avancez certes là une chose abominable !

Almanca:

Gewiß, bereits habt ihr (damit) eine Ungeheuerlichkeit vollbracht!

Rusça:

Этим вы совершаете ужасное злодеяние.

Açıklama:
 
00:00

tekâdü-ssemâvâtü yetefeṭṭarne minhü vetenşeḳḳu-l'arḍu veteḫirru-lcibâlü heddâ.

Arapça:

تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنشَقُّ الْأَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّا

Türkçe:

Bu söz yüzünden neredeyse gökler çatlayacak, yer parçalanacak, dağlar yıkılıp çökecek;

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Az kalsın, söyledikleri sözden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılacaktı,

Diyanet Vakfı:

Bundan dolayı, neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecektir!

İngilizce:

At it the skies are ready to burst, the earth to split asunder, and the mountains to fall down in utter ruin,

Fransızca:

Peu s'en faut que les cieux ne s'entrouvrent à ces mots, que la terre ne se fende et que les montagnes ne s'écroulent,

Almanca:

Beinahe würden davon die Himmel nach und nach aufreißen, die Erde sich spalten und die Felsengebirge in Trümmer auseinanderfallen,

Rusça:

Небо готово расколоться, земля готова разверзнуться, а горы готовы рассыпаться во прах от того,

Açıklama:
 
00:00

en de`av lirraḥmâni veledâ.

Arapça:

أَن دَعَوْا لِلرَّحْمَٰنِ وَلَدًا

Türkçe:

Rahman için çocuk iddia ettiklerinden ötürü.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O Rahmân'a çocuk isnad ettiler diye...

Diyanet Vakfı:

Rahman'a çocuk isnadında bulunmaları yüzünden.

İngilizce:

That they should invoke a son for (Allah) Most Gracious.

Fransızca:

du fait qu'ils ont attribué un enfant au Tout Miséricordieux,

Almanca:

daß sie Dem Allgnade Erweisenden einen Sohn zugeschrieben haben.

Rusça:

что они приписывают Милостивому сына.

Açıklama:

Sayfalar

Hizb 31 beslemesine abone olun.