Cuz 27

 
00:00

veemmâ in kâne min aṣḥâbi-lyemîn.

Arapça:

وَأَمَّا إِن كَانَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ

Türkçe:

Eğer kutlu, uğurlu kişilerdense,

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Eğer O, sağın adamlarından ise,

Diyanet Vakfı:

Eğer o sağdakilerden ise,

İngilizce:

And if he be of the Companions of the Right Hand,

Fransızca:

Et s'il est du nombre des gens de la droite,

Almanca:

Und wenn er zu den Weggenossen von der Rechten gehörte,

Rusça:

Если он будет одним из тех, кто на правой стороне,

Açıklama:
 
00:00

feselâmül leke min aṣḥâbi-lyemîn.

Arapça:

فَسَلَامٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ

Türkçe:

"Selam sana kutlu ve uğurlu kişilerden!" denir ona.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

(Ey sağcı), sana sağcılardan selam!

Diyanet Vakfı:

"Ey sağdaki! Sana selam olsun!"

İngilizce:

(For him is the salutation), "Peace be unto thee", from the Companions of the Right Hand.

Fransızca:

il sera [accueilli par ces mots]: "Paix à toi" de la part des gens de la droite.

Almanca:

dann Salam sei dir von den Weggenossen von der Rechten.

Rusça:

то ему скажут: "Мир тебе! Ты являешься одним из тех, кто на правой стороне".

Açıklama:
 
00:00

veemmâ in kâne mine-lmükeẕẕibîne-ḍḍâllîn.

Arapça:

وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّالِّينَ

Türkçe:

Eğer yalanlayan sapıklardansa;

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;

Diyanet Vakfı:

Ama yalanlayıcı sapıklardan ise,

İngilizce:

And if he be of those who treat (Truth) as Falsehood, who go wrong,

Fransızca:

Et s'il est de ceux qui avaient traité de mensonge (la résurrection) et s'étaient égarés,

Almanca:

Und wenn er zu den abirrenden Ableugnenden gehörte,

Rusça:

Если же он будет одним из заблудших, считавших лжецами посланников,

Açıklama:
 
00:00

fenüzülüm min ḥamîm.

Arapça:

فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ

Türkçe:

Kaynar sudan bir ziyafet,

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

Diyanet Vakfı:

İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır!

İngilizce:

For him is Entertainment with Boiling Water.

Fransızca:

alors, il sera installé dans une eau bouillante,

Almanca:

dann gibt es eine Unterkunft von Siedendem

Rusça:

то угощением для него будет кипяток,

Açıklama:
 
00:00

vetaṣliyetü ceḥîm.

Arapça:

وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ

Türkçe:

Ve cehenneme salıverilme var ona.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Ve cehenneme atılma vardır.

Diyanet Vakfı:

Ve (onun sonu) cehenneme atılmaktır.

İngilizce:

And burning in Hell-Fire.

Fransızca:

et il brûlera dans la Fournaise.

Almanca:

und Hineinwerfen in der Hölle.

Rusça:

и он будет гореть в Аду.

Açıklama:
 
00:00

inne hâẕâ lehüve ḥaḳḳu-lyeḳîn.

Arapça:

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ

Türkçe:

İşte budur, o tartışmasız, o kesin gerçek!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Kesin gerçek budur işte.

Diyanet Vakfı:

Şüphesiz ki bu, kesin gerçektir.

İngilizce:

Verily, this is the Very Truth and Certainly.

Fransızca:

C'est cela la pleine certitude.

Almanca:

Sicherlich, dies ist doch die wahre Gewißheit.

Rusça:

Это является несомненной истиной!

Açıklama:
 
00:00

fesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.

Arapça:

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ

Türkçe:

Artık, o yüce Rabbinin adını tespih et!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.

Diyanet Vakfı:

Öyleyse ulu Rabbinin adını tenzih ile an.

İngilizce:

So celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme.

Fransızca:

Glorifie donc le nom de ton Seigneur, le Très Grand !

Almanca:

So lobpreise mit dem Namen deines allerhabenen HERRN!

Rusça:

Прославляй же имя Господа твоего Великого!

Açıklama:
 
00:00

sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

Arapça:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۖ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Türkçe:

Göklerde ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. Azîz'dir O, Hakîm'dir.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet Vakfı:

Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, azizdir, hakimdir.

İngilizce:

Whatever is in the heavens and on earth,- let it declare the Praises and Glory of Allah: for He is the Exalted in Might, the Wise.

Fransızca:

Tout ce qui est dans les cieux et la terre glorifie Allah. Et c'est Lui le Puissant, le Sage.

Almanca:

ALLAH lobpreisen alle, die in den Himmeln und auf Erden sind. Und ER ist Der Allwürdige, Der Allweise.

Rusça:

Славит Аллаха то, что на небесах и на земле. Он - Могущественный, Мудрый.

Açıklama:
 
00:00

lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. yuḥyî veyümît. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

Arapça:

لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۖ يُحْيِي وَيُمِيتُ ۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Türkçe:

Göklerin ve yerin mülkü ve yönetimi O'nundur; diriltir, öldürür. Her şey üzerinde kudret sahibidir O.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, öldürür, O, her şeye kadirdir.

Diyanet Vakfı:

Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, öldürür. O, her şeye gücü yetendir.

İngilizce:

To Him belongs the dominion of the heavens and the earth: It is He Who gives Life and Death; and He has Power over all things.

Fransızca:

A Lui appartient la souveraineté des cieux et de la terre. Il fait vivre et il fait mourir, et Il est Omnipotent.

Almanca:

Ihm gehört die Herrschaft der Himmel und der Erde. ER belebt und läßt sterben. Und ER ist über alles allmächtig.

Rusça:

Ему принадлежит власть над небесами и землей. Он оживляет и умерщвляет, и Он способен на всякую вещь.

Açıklama:
 
00:00

hüve-l'evvelü vel'âḫiru veżżâhiru velbâṭin. vehüve bikülli şey'in `alîm.

Arapça:

هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ ۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Türkçe:

Evvel'dir O, başlangıcı yoktur; Âhir'dir O, sonu yoktur; Zâhir'dir O, her şeyde belirir; Bâtın'dır O, gözlerden gizlenmiştir. Her şeyi en güzel biçimde bilendir o.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O ilktir, sondur, zahirdir, bâtındır. O herşeyi bilendir.

Diyanet Vakfı:

O ilktir, sondur, zahirdir, batındır. O, her şeyi bilendir.

İngilizce:

He is the First and the Last, the Evident and the Immanent: and He has full knowledge of all things.

Fransızca:

C'est Lui le Premier et le Dernier, l'Apparent et le Caché et Il est Omniscient.

Almanca:

ER ist Der immer Dagewesene, Der immer Bleibende, Der Offenkundige und Der Inwendige. Und ER ist über alles allwissend.

Rusça:

Он - Первый и Последний, Высочайший и Ближайший. Он знает обо всякой вещи.

Açıklama:

Sayfalar

Cuz 27 beslemesine abone olun.