
velleẕî aḫrace-lmer`â.
Arapça:
وَالَّذِي أَخْرَجَ الْمَرْعَىٰ
Türkçe:
O ki otlağı çıkardı,
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Otlağı çıkaran,
Diyanet Vakfı:
(Topraktan) yeşil otu çıkaran,
İngilizce:
And Who bringeth out the (green and luscious) pasture,
Fransızca:
et qui a fait pousser le pâturage,
Almanca:
und Desjenigen, Der das Gegraste hervorbringen ließ,
Rusça:
Который взрастил пастбища,
Açıklama:

fece`alehû guŝâen aḥvâ.
Arapça:
فَجَعَلَهُ غُثَاءً أَحْوَىٰ
Türkçe:
Sonra da onu sellerin sürüklediği morarmış bir atık haline getirdi.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Sonra da onu karamsı bir sel köpüğü haline getiren O'dur.
Diyanet Vakfı:
Sonra da onu kapkara bir sel artığına çeviren yüce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et.
İngilizce:
And then doth make it (but) swarthy stubble.
Fransızca:
et en a fait ensuite un foin sombre.
Almanca:
und ER es dann zum grünschwarzen Vertrockneten machte.
Rusça:
а потом превратил их в темный сор.
Açıklama:

senuḳriüke felâ tensâ.
Arapça:
سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰ
Türkçe:
Seni/sana okutacağız da artık unutmayacaksın.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Bundan böyle sana Kur'ân'ı okutacağız da unutmayacaksın.
Diyanet Vakfı:
Sana (Kur an'ı) okutacağız; sen hiç unutmayacaksın.
İngilizce:
By degrees shall We teach thee to declare (the Message), so thou shalt not forget,
Fransızca:
Nous te ferons réciter (le Coran), de sorte que tu n'oublieras
Almanca:
WIR werden dich vortragen lassen, so vergiß nicht
Rusça:
Мы позволим тебе прочесть Коран, и ты не забудешь ничего,
Açıklama:

illâ mâ şâe-llâh. innehû ya`lemü-lcehra vemâ yaḫfâ.
Arapça:
إِلَّا مَا شَاءَ اللَّهُ ۚ إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفَىٰ
Türkçe:
Allah'ın dilediği müstesna. O, açıklananı da gizleneni de bilir.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Yalnız Allah'ın dilediği başkadır. Çünkü o açığı da bilir, gizliyi de.
Diyanet Vakfı:
Artık Allah'ın dilediği hariç, Şüphesiz Allah, açığı ve gizleneni bilir.
İngilizce:
Except as Allah wills: For He knoweth what is manifest and what is hidden.
Fransızca:
que ce qu'Allah veut. Car, Il connaît ce qui paraît au grand jour ainsi que ce qui est caché.
Almanca:
außer dem, was ALLAH will. Gewiß, ER kennt das Offenkundige und das, was verborgen ist.
Rusça:
кроме того, что пожелает Аллах. Он знает явное и то, что сокрыто.
Açıklama:

venüyessiruke lilyüsrâ.
Arapça:
وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ
Türkçe:
Sana, en kolay olanı kolaylaştıracağız.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Seni en kolay yola muvaffak kılacağız.
Diyanet Vakfı:
Seni en kolaya muvaffak kılacağız.
İngilizce:
And We will make it easy for thee (to follow) the simple (Path).
Fransızca:
Nous te mettrons sur la voie la plus facile.
Almanca:
Und WIR führen dich leicht zur Erleichterten.
Rusça:
Мы облегчим тебе путь к легчайшему.
Açıklama:

feẕekkir in nefe`ati-ẕẕikrâ.
Arapça:
فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ الذِّكْرَىٰ
Türkçe:
Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat/öğüt ver!
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.
Diyanet Vakfı:
O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.
İngilizce:
Therefore give admonition in case the admonition profits (the hearer).
Fransızca:
Rappelle, donc, où le Rappel doit être utile.
Almanca:
So ermahne, wenn die Ermahnung nützt.
Rusça:
Наставляй же людей, если напоминание принесет пользу.
Açıklama:

seyeẕẕekkeru mey yaḫşâ.
Arapça:
سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَىٰ
Türkçe:
İçine ürperti düşen, öğüt alacaktır.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Saygısı olan öğüt alacaktır.
Diyanet Vakfı:
(Allah'tan) korkan öğütten yararlanacak.
İngilizce:
The admonition will be received by those who fear (Allah):
Fransızca:
Quiconque craint (Allah) s'[en] rappellera,
Almanca:
Es wird sich ermahnen lassen derjenige, der Ehrfurcht hat,
Rusça:
Воспримет его тот, кто страшится,
Açıklama:

veyetecennebühe-l'eşḳâ.
Arapça:
وَيَتَجَنَّبُهَا الْأَشْقَى
Türkçe:
İçi kararmış bedbaht ise ondan kaçınacaktır.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır.
Diyanet Vakfı:
Kötü kimse ise öğütten kaçınacaktır.
İngilizce:
But it will be avoided by those most unfortunate ones,
Fransızca:
et s'en écartera le grand malheureux,
Almanca:
und sie meidet der Unseligste.
Rusça:
и отвернется от него самый несчастный,
Açıklama:

elleẕî yaṣle-nnâra-lkübrâ.
Arapça:
الَّذِي يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرَىٰ
Türkçe:
En büyük ateşe girer o.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
O ki, en büyük ateşe girecektir.
Diyanet Vakfı:
O ki, en büyük ateşe girecektir.
İngilizce:
Who will enter the Great Fire,
Fransızca:
qui brûlera dans le plus grand Feu,
Almanca:
Derjenige, der in das größte Feuer hineingeworfen wird,
Rusça:
который войдет в Огонь величайший.
Açıklama:

ŝümme lâ yemûtü fîhâ velâ yaḥyâ.
Arapça:
ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ
Türkçe:
Sonra orada ne ölür ne de hayat bulur.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Sonra ne ölecek onda, ne de hayat bulacaktır.
Diyanet Vakfı:
Sonra o, ateşte ne ölür ne de yaşar.
İngilizce:
In which they will then neither die nor live.
Fransızca:
où il ne mourra ni ne vivra.
Almanca:
dann darin weder stirbt, noch lebt.
Rusça:
Не умрет он там и не будет жить.
Açıklama:
Sayfalar
