Mekkî

 
00:00

velleẕî aḫrace-lmer`â.

Arapça:

وَالَّذِي أَخْرَجَ الْمَرْعَىٰ

Türkçe:

O ki otlağı çıkardı,

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Otlağı çıkaran,

Diyanet Vakfı:

(Topraktan) yeşil otu çıkaran,

İngilizce:

And Who bringeth out the (green and luscious) pasture,

Fransızca:

et qui a fait pousser le pâturage,

Almanca:

und Desjenigen, Der das Gegraste hervorbringen ließ,

Rusça:

Который взрастил пастбища,

Açıklama:
 
00:00

fece`alehû guŝâen aḥvâ.

Arapça:

فَجَعَلَهُ غُثَاءً أَحْوَىٰ

Türkçe:

Sonra da onu sellerin sürüklediği morarmış bir atık haline getirdi.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Sonra da onu karamsı bir sel köpüğü haline getiren O'dur.

Diyanet Vakfı:

Sonra da onu kapkara bir sel artığına çeviren yüce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et.

İngilizce:

And then doth make it (but) swarthy stubble.

Fransızca:

et en a fait ensuite un foin sombre.

Almanca:

und ER es dann zum grünschwarzen Vertrockneten machte.

Rusça:

а потом превратил их в темный сор.

Açıklama:
 
00:00

senuḳriüke felâ tensâ.

Arapça:

سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰ

Türkçe:

Seni/sana okutacağız da artık unutmayacaksın.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Bundan böyle sana Kur'ân'ı okutacağız da unutmayacaksın.

Diyanet Vakfı:

Sana (Kur an'ı) okutacağız; sen hiç unutmayacaksın.

İngilizce:

By degrees shall We teach thee to declare (the Message), so thou shalt not forget,

Fransızca:

Nous te ferons réciter (le Coran), de sorte que tu n'oublieras

Almanca:

WIR werden dich vortragen lassen, so vergiß nicht

Rusça:

Мы позволим тебе прочесть Коран, и ты не забудешь ничего,

Açıklama:
 
00:00

illâ mâ şâe-llâh. innehû ya`lemü-lcehra vemâ yaḫfâ.

Arapça:

إِلَّا مَا شَاءَ اللَّهُ ۚ إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفَىٰ

Türkçe:

Allah'ın dilediği müstesna. O, açıklananı da gizleneni de bilir.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Yalnız Allah'ın dilediği başkadır. Çünkü o açığı da bilir, gizliyi de.

Diyanet Vakfı:

Artık Allah'ın dilediği hariç, Şüphesiz Allah, açığı ve gizleneni bilir.

İngilizce:

Except as Allah wills: For He knoweth what is manifest and what is hidden.

Fransızca:

que ce qu'Allah veut. Car, Il connaît ce qui paraît au grand jour ainsi que ce qui est caché.

Almanca:

außer dem, was ALLAH will. Gewiß, ER kennt das Offenkundige und das, was verborgen ist.

Rusça:

кроме того, что пожелает Аллах. Он знает явное и то, что сокрыто.

Açıklama:
 
00:00

venüyessiruke lilyüsrâ.

Arapça:

وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ

Türkçe:

Sana, en kolay olanı kolaylaştıracağız.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Seni en kolay yola muvaffak kılacağız.

Diyanet Vakfı:

Seni en kolaya muvaffak kılacağız.

İngilizce:

And We will make it easy for thee (to follow) the simple (Path).

Fransızca:

Nous te mettrons sur la voie la plus facile.

Almanca:

Und WIR führen dich leicht zur Erleichterten.

Rusça:

Мы облегчим тебе путь к легчайшему.

Açıklama:
 
00:00

feẕekkir in nefe`ati-ẕẕikrâ.

Arapça:

فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ الذِّكْرَىٰ

Türkçe:

Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat/öğüt ver!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.

Diyanet Vakfı:

O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.

İngilizce:

Therefore give admonition in case the admonition profits (the hearer).

Fransızca:

Rappelle, donc, où le Rappel doit être utile.

Almanca:

So ermahne, wenn die Ermahnung nützt.

Rusça:

Наставляй же людей, если напоминание принесет пользу.

Açıklama:
 
00:00

seyeẕẕekkeru mey yaḫşâ.

Arapça:

سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَىٰ

Türkçe:

İçine ürperti düşen, öğüt alacaktır.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Saygısı olan öğüt alacaktır.

Diyanet Vakfı:

(Allah'tan) korkan öğütten yararlanacak.

İngilizce:

The admonition will be received by those who fear (Allah):

Fransızca:

Quiconque craint (Allah) s'[en] rappellera,

Almanca:

Es wird sich ermahnen lassen derjenige, der Ehrfurcht hat,

Rusça:

Воспримет его тот, кто страшится,

Açıklama:
 
00:00

veyetecennebühe-l'eşḳâ.

Arapça:

وَيَتَجَنَّبُهَا الْأَشْقَى

Türkçe:

İçi kararmış bedbaht ise ondan kaçınacaktır.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır.

Diyanet Vakfı:

Kötü kimse ise öğütten kaçınacaktır.

İngilizce:

But it will be avoided by those most unfortunate ones,

Fransızca:

et s'en écartera le grand malheureux,

Almanca:

und sie meidet der Unseligste.

Rusça:

и отвернется от него самый несчастный,

Açıklama:
 
00:00

elleẕî yaṣle-nnâra-lkübrâ.

Arapça:

الَّذِي يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرَىٰ

Türkçe:

En büyük ateşe girer o.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O ki, en büyük ateşe girecektir.

Diyanet Vakfı:

O ki, en büyük ateşe girecektir.

İngilizce:

Who will enter the Great Fire,

Fransızca:

qui brûlera dans le plus grand Feu,

Almanca:

Derjenige, der in das größte Feuer hineingeworfen wird,

Rusça:

который войдет в Огонь величайший.

Açıklama:
 
00:00

ŝümme lâ yemûtü fîhâ velâ yaḥyâ.

Arapça:

ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ

Türkçe:

Sonra orada ne ölür ne de hayat bulur.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Sonra ne ölecek onda, ne de hayat bulacaktır.

Diyanet Vakfı:

Sonra o, ateşte ne ölür ne de yaşar.

İngilizce:

In which they will then neither die nor live.

Fransızca:

où il ne mourra ni ne vivra.

Almanca:

dann darin weder stirbt, noch lebt.

Rusça:

Не умрет он там и не будет жить.

Açıklama:

Sayfalar

Mekkî beslemesine abone olun.