Mekkî

 
00:00

innehû hüve yübdiü veyü`îd.

Arapça:

إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ

Türkçe:

İlk yaratan da O'dur, tekrar yaratan da O'dur!!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Yoktan o yaratır ve tekrar o diriltir.

Diyanet Vakfı:

Bilin ki O, (kainat yokken) ilk olarak yaratan, (ölümden sonra tekrar hayatı) geri getirendir.

İngilizce:

It is He Who creates from the very beginning, and He can restore (life).

Fransızca:

C'est Lui, certes, qui commence (la création) et la refait.

Almanca:

Gewiß, ER ist derjenige, der beginnen und zurückkehren läßt.

Rusça:

Воистину, Он начинает и повторяет (создает творение в первый раз и воссоздает его или начинает наказывать и повторяет наказание).

Açıklama:
 
00:00

vehüve-lgafûru-lvedûd.

Arapça:

وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ

Türkçe:

Gafûr O'dur, Vedûd O!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Bununla beraber çok bağışlayandır, çok sevendir.

Diyanet Vakfı:

O, çok bağışlayan ve çok sevendir.

İngilizce:

And He is the Oft-Forgiving, Full of Loving-Kindness,

Fransızca:

Et c'est Lui le Pardonneur, le Tout Affectueux,

Almanca:

Und ER ist Der Allvergebende, Der Äußerst Liebende,

Rusça:

Он - Прощающий, Любящий (или Любимый),

Açıklama:
 
00:00

ẕü-l`arşi-lmecîd.

Arapça:

ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ

Türkçe:

Arşın sahibidir; Mecîd'dir, şanı yüce olandır!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Arş'ın sahibidir, yücedir.

Diyanet Vakfı:

Şerefli Arş'ın sahibidir.

İngilizce:

Lord of the Throne of Glory,

Fransızca:

Le Maître du Trône, le Tout Glorieux,

Almanca:

Der von dem herrlichen Al'ahrsch,

Rusça:

Владыка Трона, Славный.

Açıklama:
 
00:00

fa``âlül limâ yürîd.

Arapça:

فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ

Türkçe:

İstediğini hemen yapandır.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Dilediğini yapandır.

Diyanet Vakfı:

Dilediği şeyleri mutlaka yapandır.

İngilizce:

Doer (without let) of all that He intends.

Fransızca:

Il réalise parfaitement tout ce qu'Il veut.

Almanca:

Der Allbewirkende dessen, was ER will.

Rusça:

Он вершит то, что пожелает.

Açıklama:
 
00:00

hel etâke ḥadîŝü-lcünûd.

Arapça:

هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْجُنُودِ

Türkçe:

Geldi mi sana orduların haberi?

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O orduların kıssası sana geldi mi?

Diyanet Vakfı:

Orduların, haberi sana geldi mi?

İngilizce:

Has the story reached thee, of the forces-

Fransızca:

T'est-il parvenu le récit des armées,

Almanca:

Wurde dir die Mitteilung über die Soldaten zuteil,

Rusça:

Дошел ли до тебя рассказ о воинствах,

Açıklama:
 
00:00

fir`avne veŝemûd.

Arapça:

فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ

Türkçe:

Yani Firavun ve Semûd'un?

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Yani Firavun ve Semud'un?

Diyanet Vakfı:

Yani Firavun ve Semud'un

İngilizce:

Of Pharaoh and the Thamud?

Fransızca:

de Pharaon, et de Tamud ?

Almanca:

über Pharao und Thamud?!

Rusça:

о Фараоне и самудянах?

Açıklama:
 
00:00

beli-lleẕîne keferû fî tekẕîb.

Arapça:

بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي تَكْذِيبٍ

Türkçe:

Gerçek şu ki, inkâr edenler bir yalanlama içindedirler.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Fakat o inkarcılar hâlâ bir yalanlama içinde.

Diyanet Vakfı:

Doğrusu inkarcılar (gerçeği) yalanlayıp dururlar.

İngilizce:

And yet the Unbelievers (persist) in rejecting (the Truth)!

Fransızca:

Mais ceux qui ne croient pas persistent à démentir,

Almanca:

Nein, sondern diejenigen, die Kufr betrieben haben, sind im Ableugnen.

Rusça:

Неверующие считают это ложью,

Açıklama:
 
00:00

vellâhü miv verâihim müḥîṭ.

Arapça:

وَاللَّهُ مِن وَرَائِهِم مُّحِيطٌ

Türkçe:

Allah ise onları arkalarından kuşatmış bulunuyor.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.

Diyanet Vakfı:

Allah onları arkalarından kuşatmıştır.

İngilizce:

But Allah doth encompass them from behind!

Fransızca:

alors qu'Allah, derrière eux, les cerne de toutes parts.

Almanca:

Und ALLAH ist vor ihnen allumfassend.

Rusça:

Аллах же окружает их сзади.

Açıklama:
 
00:00

bel hüve ḳur'ânüm mecîd.

Arapça:

بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ

Türkçe:

İş onların iddialarının aksinedir! O, çok yüce bir Kur'an'dır.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Hayır o şerefli bir Kur'ân'dır.

Diyanet Vakfı:

Hayır o şerefli bir Kur'an'dır.

İngilizce:

Nay, this is a Glorious Qur'an,

Fransızca:

Mais c'est plutôt un Coran glorifié

Almanca:

Nein, sondern er ist ein herrlicher Quran,

Rusça:

Это - славный Коран,

Açıklama:
 
00:00

fî levḥim maḥfûż.

Arapça:

فِي لَوْحٍ مَّحْفُوظٍ

Türkçe:

Korunmuş bir levhada/Levh-i Mahfûz'dadır.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Levhi Mahfuz'dadır.

Diyanet Vakfı:

Levh-i Mahfuz'dadır.

İngilizce:

(Inscribed) in a Tablet Preserved!

Fransızca:

préservé sur une Tablette (auprès d'Allah).

Almanca:

auf einer wohlverwahrten Tafel.

Rusça:

находящийся в Хранимой скрижали.

Açıklama:

Sayfalar

Mekkî beslemesine abone olun.