
innehû hüve yübdiü veyü`îd.
Arapça:
إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
Türkçe:
İlk yaratan da O'dur, tekrar yaratan da O'dur!!
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Yoktan o yaratır ve tekrar o diriltir.
Diyanet Vakfı:
Bilin ki O, (kainat yokken) ilk olarak yaratan, (ölümden sonra tekrar hayatı) geri getirendir.
İngilizce:
It is He Who creates from the very beginning, and He can restore (life).
Fransızca:
C'est Lui, certes, qui commence (la création) et la refait.
Almanca:
Gewiß, ER ist derjenige, der beginnen und zurückkehren läßt.
Rusça:
Воистину, Он начинает и повторяет (создает творение в первый раз и воссоздает его или начинает наказывать и повторяет наказание).
Açıklama:

vehüve-lgafûru-lvedûd.
Arapça:
وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ
Türkçe:
Gafûr O'dur, Vedûd O!
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Bununla beraber çok bağışlayandır, çok sevendir.
Diyanet Vakfı:
O, çok bağışlayan ve çok sevendir.
İngilizce:
And He is the Oft-Forgiving, Full of Loving-Kindness,
Fransızca:
Et c'est Lui le Pardonneur, le Tout Affectueux,
Almanca:
Und ER ist Der Allvergebende, Der Äußerst Liebende,
Rusça:
Он - Прощающий, Любящий (или Любимый),
Açıklama:

ẕü-l`arşi-lmecîd.
Arapça:
ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ
Türkçe:
Arşın sahibidir; Mecîd'dir, şanı yüce olandır!
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Arş'ın sahibidir, yücedir.
Diyanet Vakfı:
Şerefli Arş'ın sahibidir.
İngilizce:
Lord of the Throne of Glory,
Fransızca:
Le Maître du Trône, le Tout Glorieux,
Almanca:
Der von dem herrlichen Al'ahrsch,
Rusça:
Владыка Трона, Славный.
Açıklama:

fa``âlül limâ yürîd.
Arapça:
فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ
Türkçe:
İstediğini hemen yapandır.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Dilediğini yapandır.
Diyanet Vakfı:
Dilediği şeyleri mutlaka yapandır.
İngilizce:
Doer (without let) of all that He intends.
Fransızca:
Il réalise parfaitement tout ce qu'Il veut.
Almanca:
Der Allbewirkende dessen, was ER will.
Rusça:
Он вершит то, что пожелает.
Açıklama:

hel etâke ḥadîŝü-lcünûd.
Arapça:
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْجُنُودِ
Türkçe:
Geldi mi sana orduların haberi?
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
O orduların kıssası sana geldi mi?
Diyanet Vakfı:
Orduların, haberi sana geldi mi?
İngilizce:
Has the story reached thee, of the forces-
Fransızca:
T'est-il parvenu le récit des armées,
Almanca:
Wurde dir die Mitteilung über die Soldaten zuteil,
Rusça:
Дошел ли до тебя рассказ о воинствах,
Açıklama:

fir`avne veŝemûd.
Arapça:
فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
Türkçe:
Yani Firavun ve Semûd'un?
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Yani Firavun ve Semud'un?
Diyanet Vakfı:
Yani Firavun ve Semud'un
İngilizce:
Of Pharaoh and the Thamud?
Fransızca:
de Pharaon, et de Tamud ?
Almanca:
über Pharao und Thamud?!
Rusça:
о Фараоне и самудянах?
Açıklama:

beli-lleẕîne keferû fî tekẕîb.
Arapça:
بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي تَكْذِيبٍ
Türkçe:
Gerçek şu ki, inkâr edenler bir yalanlama içindedirler.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Fakat o inkarcılar hâlâ bir yalanlama içinde.
Diyanet Vakfı:
Doğrusu inkarcılar (gerçeği) yalanlayıp dururlar.
İngilizce:
And yet the Unbelievers (persist) in rejecting (the Truth)!
Fransızca:
Mais ceux qui ne croient pas persistent à démentir,
Almanca:
Nein, sondern diejenigen, die Kufr betrieben haben, sind im Ableugnen.
Rusça:
Неверующие считают это ложью,
Açıklama:

vellâhü miv verâihim müḥîṭ.
Arapça:
وَاللَّهُ مِن وَرَائِهِم مُّحِيطٌ
Türkçe:
Allah ise onları arkalarından kuşatmış bulunuyor.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.
Diyanet Vakfı:
Allah onları arkalarından kuşatmıştır.
İngilizce:
But Allah doth encompass them from behind!
Fransızca:
alors qu'Allah, derrière eux, les cerne de toutes parts.
Almanca:
Und ALLAH ist vor ihnen allumfassend.
Rusça:
Аллах же окружает их сзади.
Açıklama:

bel hüve ḳur'ânüm mecîd.
Arapça:
بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ
Türkçe:
İş onların iddialarının aksinedir! O, çok yüce bir Kur'an'dır.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Hayır o şerefli bir Kur'ân'dır.
Diyanet Vakfı:
Hayır o şerefli bir Kur'an'dır.
İngilizce:
Nay, this is a Glorious Qur'an,
Fransızca:
Mais c'est plutôt un Coran glorifié
Almanca:
Nein, sondern er ist ein herrlicher Quran,
Rusça:
Это - славный Коран,
Açıklama:

fî levḥim maḥfûż.
Arapça:
فِي لَوْحٍ مَّحْفُوظٍ
Türkçe:
Korunmuş bir levhada/Levh-i Mahfûz'dadır.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Levhi Mahfuz'dadır.
Diyanet Vakfı:
Levh-i Mahfuz'dadır.
İngilizce:
(Inscribed) in a Tablet Preserved!
Fransızca:
préservé sur une Tablette (auprès d'Allah).
Almanca:
auf einer wohlverwahrten Tafel.
Rusça:
находящийся в Хранимой скрижали.
Açıklama:
Sayfalar
