
veḳâlû len nü'mine leke ḥattâ tefcüra lenâ mine-l'arḍi yembû`â.
Arapça:
وَقَالُوا لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ تَفْجُرَ لَنَا مِنَ الْأَرْضِ يَنبُوعًا
Türkçe:
Dediler ki: "Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadığın sürece sana asla inanmayacağız!"
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:
Kâfirler şöyle dediler: "Sen, bizim için yerden suyu kesilmeyen bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız."
Diyanet Vakfı:
Onlar: "Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız."
İngilizce:
They say: "We shall not believe in thee, until thou cause a spring to gush forth for us from the earth,
Fransızca:
Et ils dirent : "Nous ne croirons pas en toi, jusqu'à ce que tu aies fait jaillir de terre, pour nous, une source;
Almanca:
Und sie sagten: "Wir werden dir keinen Iman schenken, bis du für uns von der Erde 2 eine Quelle entspringen läßt,
Rusça:
Они говорят: "Ни за что мы не уверуем, пока ты не исторгнешь для нас из земли источник;
Açıklama:
