077. Mürselât - (Gönderilenler) Al-Mursalat—المرسلات

 
00:00

inne-lmütteḳîne fî żilâliv ve`uyûn.

Arapça:

إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي ظِلَالٍ وَعُيُونٍ

Türkçe:

Takvaya sarılanlar gölgeler altında, su kaynaklarındadır.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.

Diyanet Vakfı:

Şüphesiz (o gün) takva sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,

İngilizce:

As to the Righteous, they shall be amidst (cool) shades and springs (of water).

Fransızca:

Les pieux seront parmi des ombrages et des sources.

Almanca:

Gewiß, die Muttaqi sind heute in Schatten und an Quellen

Rusça:

Воистину, богобоязненные пребудут среди сеней и источников

Açıklama:
 
00:00

vefevâkihe mimmâ yeştehûn.

Arapça:

وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

Türkçe:

Canlarının çektiği meyvelerle yanyanadırlar.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Canlarının çektiğinden türlü meyveler arasındadırlar.

Diyanet Vakfı:

Canlarının çektiği çeşit çeşit meyveler arasındadırlar.

İngilizce:

And (they shall have) fruits,- all they desire.

Fransızca:

De même que des fruits selon leurs désirs.

Almanca:

sowie mit Obst von dem, was sie begehren.

Rusça:

и плодов, каких только пожелают.

Açıklama:
 
00:00

külû veşrabû henîem bimâ küntüm ta`melûn.

Arapça:

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Türkçe:

"Yapıp ürettiklerinize karşılık olarak afiyetle yiyip için."

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

(Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için" (denir).

Diyanet Vakfı:

(Kendilerine:) "İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi afiyetle yeyin için" (denir).

İngilizce:

Eat ye and drink ye to your heart's content: for that ye worked (Righteousness).

Fransızca:

"Mangez et buvez agréablement, pour ce que vous faisiez".

Almanca:

Esst und trinkt wohlbekömmlich für das, was ihr zu tun pflegtet.

Rusça:

Ешьте и пейте во здравие за то, что вы совершали!

Açıklama:
 
00:00

innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Arapça:

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

Türkçe:

İşte böyle ödüllendiririz biz, güzellikler sergileyenleri!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.

Diyanet Vakfı:

İşte, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

İngilizce:

Thus do We certainly reward the Doers of Good.

Fransızca:

C'est ainsi que Nous récompensons les bienfaisants.

Almanca:

Gewiß, solcherart belohnen WIR die Muhsin.

Rusça:

Так Мы вознаграждаем творящих добро.

Açıklama:
 
00:00

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Arapça:

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Türkçe:

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O gün yalanlayanların vay haline!

Diyanet Vakfı:

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

İngilizce:

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

Fransızca:

Malheur, ce jour-là, à ceux qui criaient au mensonge.

Almanca:

Niedergang ist an diesem Tag für die Ableugnenden bestimmt!

Rusça:

Горе в тот день обвиняющим во лжи!

Açıklama:
 
00:00

külû vetemette`û ḳalîlen inneküm mücrimûn.

Arapça:

كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

Türkçe:

Yiyin ve birazcık nimetlenin. Suçlularsınız siz.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız.

Diyanet Vakfı:

(Ey inkarcılar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!

İngilizce:

(O ye unjust!) Eat ye and enjoy yourselves (but) a little while, for that ye are Sinners.

Fransızca:

"Mangez et jouissez un peu (ici-bas); vous êtes certes des criminels".

Almanca:

Esst und vergnügt euch ein wenig, ihr seid schwer Verfehlende.

Rusça:

Вкушайте и наслаждайтесь недолго, ведь вы являетесь грешниками.

Açıklama:
 
00:00

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Arapça:

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Türkçe:

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O gün yalanlayanların vay haline!

Diyanet Vakfı:

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

İngilizce:

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

Fransızca:

Malheur, ce jour-là, à ceux qui criaient au mensonge.

Almanca:

Niedergang ist an diesem Tag für die Ableugnenden bestimmt!

Rusça:

Горе в тот день обвиняющим во лжи!

Açıklama:
 
00:00

veiẕâ ḳîle lehümü-rke`û lâ yerke`ûn.

Arapça:

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ

Türkçe:

Onlara, "rukû' edin!" dendiğinde rukû etmezler.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler.

Diyanet Vakfı:

Onlar, kendilerine: "Allah'ın huzurunda eğilin!" denildiği vakit eğilmezler:

İngilizce:

And when it is said to them, "Prostrate yourselves!" they do not so.

Fransızca:

Et quand on leur dit : "Inclinez-vous , ils ne s'inclinent pas.

Almanca:

Und wenn ihnen gesagt wird: Vollzieht Ruku'!, vollziehen sie kein Ruku'.

Rusça:

Когда им говорят: "Поклонитесь!" - они не кланяются.

Açıklama:
 
00:00

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Arapça:

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Türkçe:

Vay haline o gün, yalanlayanların.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Vay haline o gün yalanlayanların!

Diyanet Vakfı:

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

İngilizce:

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

Fransızca:

Malheur, ce jour-là, à ceux qui criaient au mensonge.

Almanca:

Niedergang ist an diesem Tag für die Ableugnenden bestimmt!

Rusça:

Горе в тот день обвиняющим во лжи!

Açıklama:
 
00:00

febieyyi ḥadîŝim ba`dehû yü'minûn.

Arapça:

فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ

Türkçe:

Artık bundan sonra hangi hadise/söze iman edecekler?

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?

Diyanet Vakfı:

Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar.

İngilizce:

Then what Message, after that, will they believe in?

Fransızca:

Après cela, en quelle parole croiront-ils donc ?

Almanca:

An welches Wort nach ihm (dem Quran) werden sie denn den Iman verinnerlichen?!

Rusça:

В какой же рассказ после этого вы уверуете?

Açıklama:

Pages

Subscribe to 077. Mürselât - (Gönderilenler) Al-Mursalat—المرسلات