077. Mürselât - (Gönderilenler) Al-Mursalat—المرسلات

 
00:00

veiẕe-rrusülü üḳḳitet.

Arapça:

وَإِذَا الرُّسُلُ أُقِّتَتْ

Türkçe:

Resuller vakte bağlandığında,

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Elçiler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zaman,

Diyanet Vakfı:

Peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).

İngilizce:

And when the messengers are (all) appointed a time (to collect);-

Fransızca:

et que le moment (pour la réunion) des Messagers a été fixé ! ...

Almanca:

und wenn den Gesandten ein Termin festgelegt wird,

Rusça:

когда посланникам будет установлен срок.

Açıklama:
 
00:00

lieyyi yevmin üccilet.

Arapça:

لِأَيِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ

Türkçe:

Hangi gün için vakte bağlandılar?

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Bunlar hangi güne ertelendiler?

Diyanet Vakfı:

(Bu alametler) hangi vakte ertelenmiştir?

İngilizce:

For what Day are these (portents) deferred?

Fransızca:

A quel jour tout cela a-t-il été renvoyé ?

Almanca:

zum Tag, zu dem ihr Aufschub gewährt wurde,

Rusça:

До какого дня отсрочено?

Açıklama:
 
00:00

liyevmi-lfaṣl.

Arapça:

لِيَوْمِ الْفَصْلِ

Türkçe:

Ayrım ve hüküm günü için.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Hüküm gününe..

Diyanet Vakfı:

Ayırım gününe.

İngilizce:

For the Day of Sorting out.

Fransızca:

Au Jour de la Décision. [le Jugement] !

Almanca:

zum Tag des Richtens,

Rusça:

До Дня различения!

Açıklama:
 
00:00

vemâ edrâke mâ yevmü-lfaṣl.

Arapça:

وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِ

Türkçe:

Ayrım ve hüküm gününü sana bildiren nedir?

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Bildin mi, nedir o hüküm günü?

Diyanet Vakfı:

(Resulüm!) Ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin!

İngilizce:

And what will explain to thee what is the Day of Sorting out?

Fransızca:

Et qui te dira ce qu'est le Jour de la Décision ?

Almanca:

und was weißt du, was der Tag des Richtens ist?!

Rusça:

Откуда ты мог знать, что такое День различения?

Açıklama:
 
00:00

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Arapça:

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Türkçe:

Yalanlayanların vay haline o gün!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O gün yalanlayanların vay haline!

Diyanet Vakfı:

O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!

İngilizce:

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

Fransızca:

Malheur, ce jour-là, à ceux qui criaient au mensonge.

Almanca:

Niedergang ist an diesem Tag für die Ableugnenden bestimmt!

Rusça:

Горе в тот день обвиняющим во лжи!

Açıklama:
 
00:00

elem nühliki-l'evvelîn.

Arapça:

أَلَمْ نُهْلِكِ الْأَوَّلِينَ

Türkçe:

Öncekileri helâk etmedik mi?

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Biz, öncekileri helak etmedik mi?

Diyanet Vakfı:

Biz, (bunlar gibi inkarcı olan) öncekileri helak etmedik mi?

İngilizce:

Did We not destroy the men of old (for their evil)?

Fransızca:

N'avons-Nous pas fait périr les premières [générations] ?

Almanca:

Richteten WIR etwa nicht die Früheren zugrunde,

Rusça:

Разве мы не погубили первые поколения?

Açıklama:
 
00:00

ŝümme nütbi`uhümü-l'âḫirîn.

Arapça:

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْآخِرِينَ

Türkçe:

Sonra, geriden gelenleri de onların peşlerine takarız.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Sonra geridekileri de onlara katarız.

Diyanet Vakfı:

Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.

İngilizce:

So shall We make later (generations) follow them.

Fransızca:

Puis ne les avons-Nous pas fait suivre par les derniers ?

Almanca:

dann ihnen die Letzten 3 folgen ließen?!

Rusça:

Вслед за ними Мы отправили последующие поколения.

Açıklama:
 
00:00

keẕâlike nef`alü bilmücrimîn.

Arapça:

كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ

Türkçe:

Biz, suçlulara işte böyle yaparız.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Biz suçlulara böyle yaparız.

Diyanet Vakfı:

İşte biz suçlulara böyle yaparız!

İngilizce:

Thus do We deal with men of sin.

Fransızca:

C'est ainsi que Nous agissons avec les criminels.

Almanca:

Solcherart machen WIR mit den schwer Verfehlenden.

Rusça:

Так поступаем Мы с грешниками.

Açıklama:
 
00:00

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Arapça:

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Türkçe:

Yalanlayanların o gün vay haline!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O gün yalanlayanların vah haline!

Diyanet Vakfı:

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

İngilizce:

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

Fransızca:

Malheur, ce jour-là, à ceux qui criaient au mensonge.

Almanca:

Niedergang ist an diesem Tag für die Ableugnenden bestimmt!

Rusça:

Горе в тот день обвиняющим во лжи!

Açıklama:
 
00:00

elem naḫlukküm mim mâim mehîn.

Arapça:

أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّاءٍ مَّهِينٍ

Türkçe:

Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?

Diyanet Vakfı:

(Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?

İngilizce:

Have We not created you from a fluid (held) despicable?-

Fransızca:

Ne vous avons-Nous pas créés d'une eau vile

Almanca:

Erschufen WIR euch etwa nicht aus einer geringgeschätzten Flüssigkeit?!

Rusça:

Разве Мы не сотворили вас из презренной жидкости

Açıklama:

Pages

Subscribe to 077. Mürselât - (Gönderilenler) Al-Mursalat—المرسلات