Ash-Shuara—الشعراء

 
00:00

iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâ ta`büdûn.

Arapça:

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِ مَا تَعْبُدُونَ

Türkçe:

Hani babasına ve toplumuna şöyle demişti: "Siz neye ibadet ediyorsunuz?"

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.

Diyanet Vakfı:

Hani o, babasına ve kavmine: Neye tapıyorsunuz? demişti.

İngilizce:

Behold, he said to his father and his people: "What worship ye?"

Fransızca:

Quand il dit à son père et à son peuple : "Qu'adorez-vous ? "

Almanca:

Als er seinemVater und seinen Leuten sagte: "Wem dient ihr denn?"

Rusça:

Вот он сказал своему отцу и своему народу: "Чему вы поклоняетесь?"

Açıklama:
 
00:00

ḳâlû na`büdü aṣnâmen feneżallü lehâ `âkifîn.

Arapça:

قَالُوا نَعْبُدُ أَصْنَامًا فَنَظَلُّ لَهَا عَاكِفِينَ

Türkçe:

Dediler: "Birtakım putlara tapıyoruz. Onların önünde toplanıp tapınmaya devam edeceğiz."

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız dediler.

Diyanet Vakfı:

"Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz" diye cevap verdiler.

İngilizce:

They said: "We worship idols, and we remain constantly in attendance on them."

Fransızca:

Ils dirent : "Nous adorons des idoles et nous leurs restons attachés".

Almanca:

Sie sagten: "Wir dienen unseren Statuen, dann bleiben wir ihnen stets ergeben.

Rusça:

Они сказали: "Мы поклоняемся идолам и постоянно предаемся им".

Açıklama:
 
00:00

ḳâle hel yesme`ûneküm iẕ ted`ûn.

Arapça:

قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ

Türkçe:

Dedi: "Yalvarıp yakardığınızda sizi duyuyorlar mı?"

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

İbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?"

Diyanet Vakfı:

İbrahim: Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?

İngilizce:

He said: "Do they listen to you when ye call (on them)?"

Fransızca:

Il dit : "Vous entendent-elles lorsque vous [les] appelez ?

Almanca:

Er sagte: "Hören sie euch, wenn ihr Bittgebete (an sie) richtet?

Rusça:

Он сказал: "Слышат ли они, когда вы взываете к ним?

Açıklama:
 
00:00

ev yenfe`ûneküm ev yeḍurrûn.

Arapça:

أَوْ يَنفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ

Türkçe:

"Size yarar sağlıyor yahut zarar veriyorlar mı?"

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Veya size fayda veya zararları olur mu?

Diyanet Vakfı:

Yahut size fayda ya da zarar verebiliyorlar mı?

İngilizce:

Or do you good or harm?

Fransızca:

ou vous profitent-elles ? ou vous nuisent-elles ? "

Almanca:

Oder bringen sie euch Schaden oder Nutzen?"

Rusça:

Помогают ли они вам? И причиняют ли они вред?"

Açıklama:
 
00:00

ḳâlû bel vecednâ âbâenâ keẕâlike yef`alûn.

Arapça:

قَالُوا بَلْ وَجَدْنَا آبَاءَنَا كَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ

Türkçe:

Dediler: "Hayır! Ancak atalarımızı böyle yapar halde bulduk."

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk.

Diyanet Vakfı:

Şöyle cevap verdiler: Hayır, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk.

İngilizce:

They said: "Nay, but we found our fathers doing thus (what we do)."

Fransızca:

Ils dirent : "Non ! mais nous avons trouvé nos ancêtres agissant ainsi".

Almanca:

Sie sagten: "Nein, sondern wir fanden unsere Ahnen solcherart tun."

Rusça:

Они сказали: "Но мы видели, что наши отцы поступали таким образом".

Açıklama:
 
00:00

ḳâle eferaeytüm mâ küntüm ta`büdûn.

Arapça:

قَالَ أَفَرَأَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

Türkçe:

Dedi: "Gördünüz mü neye ibadet ediyormuşsunuz!"

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"

Diyanet Vakfı:

İbrahim dedi ki: İyi ama, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?

İngilizce:

He said: "Do ye then see whom ye have been worshipping,-

Fransızca:

Il dit : "Que dites-vous de ce que vous adoriez... ?

Almanca:

Er sagte: "Habt ihr etwa gesehen, wem ihr zu dienen pflegtet,

Rusça:

Он сказал: "Видели ли вы, чему поклоняетесь

Açıklama:
 
00:00

entüm veâbâükümü-l'aḳdemûn.

Arapça:

أَنتُمْ وَآبَاؤُكُمُ الْأَقْدَمُونَ

Türkçe:

"Siz ve o eski atalarınız!"

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"

Diyanet Vakfı:

"İster siz, ister eski atalarınız"

İngilizce:

Ye and your fathers before you?-

Fransızca:

Vous et vos vieux ancêtres ?

Almanca:

ihr und eure ersten Ahnen?

Rusça:

вы со своими отцами?

Açıklama:
 
00:00

feinnehüm `adüvvül lî illâ rabbe-l`âlemîn.

Arapça:

فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِّي إِلَّا رَبَّ الْعَالَمِينَ

Türkçe:

"Şüphesiz onlar benim düşmanım. Ama âlemlerin Rabbi dostum."

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Hep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)

Diyanet Vakfı:

İyi bilin ki onlar benim düşmanımdır; ancak alemlerin Rabbi (benim dostumdur);

İngilizce:

For they are enemies to me; not so the Lord and Cherisher of the Worlds;

Fransızca:

Ils sont tous pour moi des ennemis sauf le Seigneur de l'univers,

Almanca:

Diese sind gewiß Feinde für mich, außer Dem HERRN aller Schöpfung,

Rusça:

Все они являются моими врагами, кроме Господа миров,

Açıklama:
 
00:00

elleẕî ḫaleḳanî fehüve yehdîn.

Arapça:

الَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهْدِينِ

Türkçe:

"O yarattı beni, O yol gösteriyor bana."

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,

Diyanet Vakfı:

Beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren O'dur.

İngilizce:

Who created me, and it is He Who guides me;

Fransızca:

qui m'a créé, et c'est Lui qui me guide;

Almanca:

Derjenige, Der mich erschuf. So wird ER mich rechtleiten.

Rusça:

Который сотворил меня и ведет прямым путем,

Açıklama:
 
00:00

velleẕî hüve yuṭ`imünî veyesḳîn.

Arapça:

وَالَّذِي هُوَ يُطْعِمُنِي وَيَسْقِينِ

Türkçe:

"O'dur beni doyuran, suvaran."

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Beni yediren, içirendir,

Diyanet Vakfı:

Beni yediren, içiren O'dur.

İngilizce:

Who gives me food and drink,

Fransızca:

et c'est Lui qui me nourrit et me donne à boire;

Almanca:

Und Derjenige, Der mir zu essen und zu trinken gibt.

Rusça:

Который кормит меня и поит,

Açıklama:

Pages

Subscribe to Ash-Shuara—الشعراء