076. İnsan - (İnsan) Al-Insan—الإنسان

 
00:00

`âliyehüm ŝiyâbü sündüsin ḫuḍruv veistebraḳ. veḥullû esâvira min fiḍḍah. veseḳâhüm rabbühüm şerâben ṭahûrâ.

Arapça:

عَالِيَهُمْ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضْرٌ وَإِسْتَبْرَقٌ ۖ وَحُلُّوا أَسَاوِرَ مِن فِضَّةٍ وَسَقَاهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا طَهُورًا

Türkçe:

Üzerlerinde yeşil-ince ipeklerle, sırmalı, kalın ipeklerden giysiler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Ve Rableri onlara tertemiz bir içki ikram etmiştir.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir.

Diyanet Vakfı:

Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir.

İngilizce:

Upon them will be green Garments of fine silk and heavy brocade, and they will be adorned with Bracelets of silver; and their Lord will give to them to drink of a Wine Pure and Holy.

Fransızca:

Ils porteront des vêtements verts de satin et de brocart. Et ils seront parés de bracelets d'argent. Et leur Seigneur les abreuvera d'une boisson très pure.

Almanca:

Sie bedeckt Kleidung aus grünem Sundos und Istabraq. Und sie wurden mit Armbändern aus Silber geschmückt und ihr HERR gab ihnen reines Getränk zu trinken.

Rusça:

На них будут зеленые одеяния из атласа и парчи. Они будут украшены серебряными браслетами, а Господь их напоит их чистым напитком.

Açıklama:
 
00:00

inne hâẕâ kâne leküm cezâev vekâne sa`yüküm meşkûrâ.

Arapça:

إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَاءً وَكَانَ سَعْيُكُم مَّشْكُورًا

Türkçe:

İşte bu size bir ödüldür. Ve sizin gayretiniz şükranla karşılanmıştır.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

(Onlara şöyle denir): "İşte bu sizin bir mükâfatınızdı. Gayretiniz karşılığını bulmuştur."

Diyanet Vakfı:

(Onlara şöyle denir:) Bu, sizin için bir mükafattır. Sizin gayretiniz karşılığını bulmuştur.

İngilizce:

Verily this is a Reward for you, and your Endeavour is accepted and recognised.

Fransızca:

Cela sera pour vous une récompense, et votre effort sera reconnu.

Almanca:

Gewiß, dies ist für euch eine Belohnung. Und euer Bestreben wurde reichlich belohnt.

Rusça:

Таково ваше воздаяние, и ваше усердие отблагодарено.

Açıklama:
 
00:00

innâ naḥnü nezzelnâ `aleyke-lḳur'âne tenzîlâ.

Arapça:

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ تَنزِيلًا

Türkçe:

Biz indirdik o Kur'an'ı sana parça parça, biz!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Kur'ân'ı sana kısım kısım biz indirdik biz.

Diyanet Vakfı:

(Resulüm!) Kur'an'ı sana biz, evet biz indirdik.

İngilizce:

It is We Who have sent down the Qur'an to thee by stages.

Fransızca:

En vérité c'est Nous qui avons fait descendre sur toi le Coran graduellement.

Almanca:

Gewiß, WIR sandten dir den Quran in sukzessivem Hinabsenden hinab.

Rusça:

Воистину, Мы ниспослали тебе Коран частями.

Açıklama:
 
00:00

faṣbir liḥukmi rabbike velâ tüṭi` minhüm âŝimen ev kefûrâ.

Arapça:

فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ آثِمًا أَوْ كَفُورًا

Türkçe:

O halde, Rabbinin hükmü karşısında sabret ve onların günahkârlarına da nankörlerine de boyun eğme.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

O halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme.

Diyanet Vakfı:

Artık Rabbinin hükmüne (boyun eğip) sabret; onlardan hiçbir günahkara, yahut hiçbir nanköre boyun eğme.

İngilizce:

Therefore be patient with constancy to the Command of thy Lord, and hearken not to the sinner or the ingrate among them.

Fransızca:

Endure donc ce que ton Seigneur a décrété, et n'obéis ni au pécheur, parmi eux, ni au grand mécréant.

Almanca:

So übe dich in Geduld dem Urteil deines HERRN gegenüber und höre auf keinen Verfehlenden oder äußerst Kufr-Betreibenden von ihnen!

Rusça:

Потерпи же до решения твоего Господа и не повинуйся грешникам и неверующим среди них.

Açıklama:
 
00:00

veẕküri-sme rabbike bükratev veeṣîlâ.

Arapça:

وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَأَصِيلًا

Türkçe:

Rabbinin adını sabahtan da akşamdan da an!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Sabahakşam Rabbinin ismini an.

Diyanet Vakfı:

Sabah akşam Rabbinin ismini yadet.

İngilizce:

And celebrate the name of thy Lord morning and evening,

Fransızca:

Et invoque le nom de ton Seigneur, matin et après-midi;

Almanca:

Und gedenke des Namens deines HERRN in der Morgenfrühe und vor Sonnenuntergang!

Rusça:

Поминай имя твоего Господа утром и перед закатом,

Açıklama:
 
00:00

vemine-lleyli fescüd lehû vesebbiḥhü leylen ṭavîlâ.

Arapça:

وَمِنَ اللَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا

Türkçe:

Gecenin bir kısmında da O'na secde et! Ve geceleyin O'nu uzunca tespih et/uzun bir gece boyu O'nu tespih et!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Gecenin bir bölümünde de O'na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl).

Diyanet Vakfı:

Gecenin bir kısmında O'na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et.

İngilizce:

And part of the night, prostrate thyself to Him; and glorify Him a long night through.

Fransızca:

et prosterne-toi devant Lui une partie de la nuit; et glorifie Le de longues [heures] pendant la nuit.

Almanca:

Und von der Nacht, so vollziehe Sudschud für Ihn und lobpreise Ihn lange Zeit in der Nacht!

Rusça:

а также ночью. Пади ниц пред Ним и славь Его долгой ночью.

Açıklama:
 
00:00

inne hâülâi yüḥibbûne-l`âcilete veyeẕerûne verâehüm yevmen ŝeḳîlâ.

Arapça:

إِنَّ هَٰؤُلَاءِ يُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَاءَهُمْ يَوْمًا ثَقِيلًا

Türkçe:

Bunlar, hemen gelecek olanı seviyorlar da ötelerindeki zorlu bir günü ihmal ediyorlar.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Çünkü onlar bu dünyayı seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü arkaya atıyorlar.

Diyanet Vakfı:

Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü (ahireti) ihmal ediyorlar.

İngilizce:

As to these, they love the fleeting life, and put away behind them a Day (that will be) hard.

Fransızca:

Ces gens-là aiment [la vie] éphémère (la vie sur terre) et laissent derrière eux un jour bien lourd [le jour du Jugement].

Almanca:

Gewiß, diese lieben das Gegenwärtige und hinter sich lassen sie unbeachtet einen schweren Tag.

Rusça:

Воистину, эти любят жизнь ближнюю и оставляют позади себя Тяжкий день.

Açıklama:
 
00:00

naḥnü ḫalaḳnâhüm veşedednâ esrahüm. veiẕâ şi'nâ beddelnâ emŝâlehüm tebdîlâ.

Arapça:

نَّحْنُ خَلَقْنَاهُمْ وَشَدَدْنَا أَسْرَهُمْ ۖ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَا أَمْثَالَهُمْ تَبْدِيلًا

Türkçe:

Biz yarattık onları ve kuvvetli yaptık bağlarını/eklemlerini. Dilediğimizde benzerleri ile değiştiririz onları.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Onları biz yarattık ve mafsallarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz vakit de kılıklarını değiştiririz.

Diyanet Vakfı:

Onları biz yarattık; onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde (kendilerini yok eder) yerlerine benzerlerıni getiririz.

İngilizce:

It is We Who created them, and We have made their joints strong; but, when We will, We can substitute the like of them by a complete change.

Fransızca:

C'est Nous qui les avons créés et avons fortifié leur constitution. Quand Nous voulons, cependant, Nous les remplaçons [facilement] par leurs semblables.

Almanca:

WIR erschufen sie und verstärkten ihre Gelenke. Und wenn WIR wollten, hätten WIR sie mit ihresgleichen eingetauscht.

Rusça:

Мы создали их и укрепили их суставы. Но если Мы пожелаем, то заменим их подобными им.

Açıklama:
 
00:00

inne hâẕihî teẕkirah. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî sebîlâ.

Arapça:

إِنَّ هَٰذِهِ تَذْكِرَةٌ ۖ فَمَن شَاءَ اتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِ سَبِيلًا

Türkçe:

İşte bu, bir hatırlatıcı ve düşündürücüdür. Dileyen, Rabbine doğru, bir yol edinir.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

İşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar.

Diyanet Vakfı:

Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Aırtık dileyen Rabbine bir yol tutar.

İngilizce:

This is an admonition: Whosoever will, let him take a (straight) Path to his Lord.

Fransızca:

Ceci est un rappel. Que celui qui veut prenne donc le chemin vers son Seigneur !

Almanca:

Gewiß, dies ist eine Ermahnung. Also wer will, schlägt einen Weg zu seinem HERRN ein.

Rusça:

Воистину, это есть Назидание, и тот, кто желает, становится на путь к своему Господу.

Açıklama:
 
00:00

vemâ teşâûne illâ ey yeşâe-llâh. inne-llâhe kâne `alîmen ḥakîmâ.

Arapça:

وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَن يَشَاءَ اللَّهُ ۚ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

Türkçe:

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır:

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet Vakfı:

Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir şeyi) dileyebilirsiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

İngilizce:

But ye will not, except as Allah wills; for Allah is full of Knowledge and Wisdom.

Fransızca:

Cependant, vous ne saurez vouloir, à moins qu'Allah veuille. Et Allah est Omniscient et Sage.

Almanca:

Und ihr wollt nicht außer, daß ALLAH will. Gewiß, ALLAH ist immer allwissend, allweise.

Rusça:

Но вы не пожелаете этого, если не пожелает Аллах. Воистину, Аллах - Знающий, Мудрый.

Açıklama:

Pages

Subscribe to 076. İnsan - (İnsan) Al-Insan—الإنسان